10 Eylül 2009 Perşembe

Just Like A Horror Movie

Doğaüstü olaylara inanmam aslında. Tatile ailemin yanına geldim dört gün önce, yazlıkta kendi odamda yatmaktansa salonda yatmayı tercih ediyorum, herkes uyuduğunda televizyon izliyorum, internette takılıyorum, karşımızdaki otelin wireless'inden yararlanarak. Annem benim odamda, babam da yanımdaki ranzalı odada uyuyor geceleri.

Dün herkes uyuduğunda, tam internet zamanı gelmişti ki bağlantım koptu. Talihsizliğin bu kadarı diye geçirdim içimden, kahvemi yapmışım, Guns N' Roses'in dinlemediğim albümünü koymuşum Winamp'a, sevgilimle iki messenger muhabbeti döndürelim demişim, adam bana şarkı yollamaya başlamış ki internetim gitti. Neyse dedim, madem öyle, bir şeyler izleyeyim.

Eski evimde laptop'umu evde bırakıp Onurlara gidiyordum sık sık, eve geldiğimde bilgisayarımda abuk subuk benden habersiz indirilmiş bir sürü şey bulduğumda da sinirleniyordum. Bir keresinde benden habersiz bir anime indirildiğini görmüştüm ve çok şaşırmıştım, evde anime seven ve izleyen, doğal olarak indiren tek kişi bendim. Onur'a sorduğumda "Sen mi indirdin ki?" diye, "Ne alaka, sana söylemeden niye indireyim bilgisayarına bir şey, yerin var mıdır yok mudur bilemem.." dedi, düşünceli adam. Hayır indirilen şey silip geçmeye de kıyamadığım bir şey olunca sinirim geçmişti, neyse izlerim bir ara diye bıraktım. Dün izleyeyim bakalım neymiş diye açıp uzandım karşısına.

Animenin adı: Pandora Hearts. Bilgisayarımda nerden geldiğini söz ettiğim üzere bilmediğim ilk bölümü durmaktaydı. İlk bölümün ilk dakikalarında "Aman da ne şirin çocuk çizimleri, of çok süper çizimleri var, ay ay yaratılan ortam da süper, Tim Burton bunu görse film yapardı, hehe pek güzel..." nidalarıyla sırıtırken, Tim Burton'un sevimli korku hikayeleri gibi olmamaya başladı çizimler. Gitgide, kahramanımız Oz'un yeraltındaki bir mezarlığı keşfetmesiyle ortam değişti, anime olmasına rağmen çok korkutucu çizimler arkaarkaya görünmeye başladılar, müzikler değişti, kırmızı gözlü bir anime kızımız "Kruste, krusteee..." diye üzerine üzerine gelmeye başladı ekranın. (Öldürmek demek kruste de, böyle yazılmıyordur muhtemelen...)

Sonuna kadar dayandım ilk bölümün, bir yerlerde yine sevimlileşecektir diye, sonlara doğru Oz lanetli hayallerinden kurtuldu, şatosuna döndü, hikaye gidişatına devam etti ama ben bildiğin etkilendim.

Salonda yatıyorum geceleri demiştim ya, salonda da iki gündür abuk bir voltaj yetmezliği sözkonusu, aynı anda televizyonu, uyduyu, bilgisayarı açınca sonradan salonla balkonun ışığı açılmıyor. İlk önce ışığı açınca da uydu çalışmıyor, eve elektrikçi gelmesi lazım ama kimse uğraşmıyor, herkes yazlık rehavetinde, annem balık tutmaya gidiyor, babam arkadaşlarıyla briç oynuyor, ben de kaçta yatıp kaçta kalktığım belli olmadığından "Bana güvenmeyin elektrikçi geldiğinde uyuyor bile olabilirim." diye sıyrılıyorum işin içinden. Dün gece, anime bitti, karanlıkta izliyordum, ışık yine açılmamıştı. Bir süre havasından kurtulayım diye televizyon izlemeye çalıştım, e2'de Nip-tuck varmış, kafam dağıldı, o lanetli sahneler gözümden kayboldu, uykum da gelmişti zaten.

Uzaktan kumandaya uzandım, televizyonu kapattım. Yastıklardan birini kaldırıp attım, yüksek gelmesin diye. Attığım yastık yerde gözüme çok ürkütücü göründü, kalkıp onu diğer divanın üzerine koydum. Tam yerleştim, gözlerimi kapattım. Etrafta süper bir aydınlık oldu gözlerimi kapattığım anda. Gözlerimi açamadan "Siktir, doğaüstü bişeyler oluyo, gözümü açmam lazım. İnsanın hayatında bir kere başına gelir muhtemelen doğaüstü bir şey zaten, bunu atlattım mı bi daha böyle bişey olmayacak. Gözümü açacağım, sonra görmem gereken korkunç bişey varsa onu göreceğim, muhtemelen çığlık atacağım babam uyanacak, babam gelene kadar korkunç şey kaybolacak, su içeceğim, sonra uyuyacağım." diye geçirdim içimden, kalbim deli gibi atıyordu. "Ya çığlık atamazsam, sesim çıkmazsa?" korkusu sardı bir an için ama ivedi davranıp gözlerimi açtım. Korkudan kararmış olan görüşümle odayı taradım, herhangi bir korkunçluk yoktu odada. Ev de sessizdi. Sadece lamba biraz cızırdıyordu tavanda. Lamba... Abi... Voltaj yetmiyordu, açılmamıştı ve televizyon, uydu, bilgisayar hepsi çalışıyordu ben yatana kadar. Hepsini kapatıp yattığımda, ışığın açık olup olmadığını fark etmemiştim o ana kadar yanmadığı için. Ben yatınca diğer elektronik eşyaların kapanması ve onun elektrik toplaması biraz uzun sürmüştü ve gözlerimi kapattığım an yanmaya başlamıştı.

Yahu, insan aklı nasıl çalışıyor. İyi ki bir korku animesi izledik ha.

O değil de, çoluk çocuk nasıl izliyor o animeyi?

İzlemiyorlar mı yoksa? Yoksa öyle bir anime yok mu? Bilgisayarıma hangi lanet olası kişi indirdi onu benim?

Aloo?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)