5 Şubat 2010 Cuma

"Atilla Dorsay: 1958 yapımı hoş bir melodram demediğim bir günüm geçmedi." Umut Sarıkaya

Film eleştirmiyorum, tanıtmıyorum, sadece çok etkilendiğim filmleri ya da sevdiğim sahneleri yazıyorum aslında ya hani blogda. Bugün de Sherlock Holmes tecrübemi yazacağım.

Şimdi, öncelikle evet Guy Ritchie'yi tanıyorum, bir iki filmini de izledim ama fazlasıyla "erkek filmi" geldiler bana, sevgilim izlemek istemeseydi tek başıma izlemezdim hiçbir filmini. Yine de izlediğim kadarıyla güzel filmlerdi, sadece soundtrack'leri için bile tahammül ediliyorlardı. İlk kez bir Guy Ritchie filminde Onur'la aynı heyecanı hissetmiştik, Sherlock Holmes, ikimizin de sevdiği bir edebiyat karakteriydi, ikimiz de Sherlock Holmes hikayelerini okumuştuk, merak ediyorduk.

Daha film başladığı zaman benim başım ağrımaya başladı. Aynı aksiyon sahnelerini bir kez normal hızıyla, bir kez de yavaş çekimle izlemekten sıkıldım ama en azından Onur hoşlanıyordur diye sesimi çıkarmadım. Filmin girişini geçtik ve Holmes'un dairesindeki ilk sahnelere geldiğimizde, insanlıktan çıkmış Holmes'u görünce (ki yerde emekliyordu bir yerde) çok rahatsız oldum. Benim hatırladığım Sherlock Holmes titiz, saygın, beyefendi, kibarlıktan ölecek gibi bir adamdı. Watson, Holmes'u filmde çocuk gibi azarlamaya başladı. Hatırladığım Watson ise yarımakıllı, hafif sakar, kilolu, Holmes'a hayran bir adamdı? Daha neler oluyor demeye kalkmadan Holmes bir de Watson'a şantaj yapmaya başladı şaka yollu, yine şaka yollu olarak bastonunu falan gösterdi onu dövecekmiş gibi. Hatırladığm kadarıyla Watson'u Holmes çocuk gibi görür ama zekasının zaman zaman gösterdiği pırıltılara da büyük saygı duyardı, ikisinin arasındaki ilişki de gayet beyefendiceydi. Neyse dedim hadi ses çıkarmayayım, Onur, Guy Ritchie'yi çok sever, saygısızlık etmeyeyim... Holmes, boks maçında kendisinin iki katı bir adamı dövüyor olunca bir sonraki sahnede dayanamamışım, "Bu ne yaaa?" demişim. Onur da durdurdu filmi, "Ya sanki Sherlock Holmes demese filmin adında ben çıkartamayacaktım Sherlock Holmes filmi olduğunu..." dedi. Değil mi ne kadar değişmiş karakterler falan dedik ve yine de devam etmeye başaldık filme, bir de satanizmle, kara büyüyle falan ilgili bir hikayeyi film yapmış Guy Ritchie, gördüğümüz en saçmasapan satanist propagandaları, ayaklanmaları falan izledik... Sonra bir yerde aksiyondan, efektten beynimiz döndü, gemiler falan kaydı, uçtu, öyle bir şeyler oluyordu ki, filmi durdurduk, çıktık balık yedik.

Onur'un ağzından filmin yorumu (Guy Ritchie en sevdiği yönetmenlerden biri bu adamın...): "Sanırım izlediğim daha doğrusu izleyemediğim en kötü Guy Ritchie filmiydi, çok yazık olmuş."

Benim yorumum: "Satanizm, Notebook'taki güzel kadın, fazla aksiyon, Sherlock Holmes'ün de ünü... Guy Ritchie'nin erkek filmi yaptığını biliyordum ama bu kez her çeşit erkeğe biraz biraz hitap etmek için nasıl yapmışsa çok tatlı bir karakterin filmini, satanizm soslu, aksiyonlu bir ergen erkek filmine çevirmiş."

Çok fena ya, bitirmeyi düşünmüyorum filmi. Jude Law'ın ilk kez gözüme yakışıklı gelmesine ve Holmes'ü oynayan aktörün de giderinin olmasına rağmen izlemeyeceğim.

Bir iki yerde film akıp giderken ben "Acaba bu iki aktör film çekimlerinden sonra gerçek hayatlarında da kanka olmuşlar mıdır? Ahauhuaa olsalar profil resimlerine filmin afişini falan koyarlardı Facebook'ta, altına geyik yaparlardı..." falan diye düşünüyordum, o sırada önemli olaylar oluyordu, biri mezarından çıkmıştı falan. Siz düşünün.

2 yorum:

  1. sinemada izledim,gerçek hikayeleri karakterleri hatırlamıyorum ama burdaki karakterleri beğendim... özellikle Robert Downey Jr.'ı...Bitirince de aslında konununun satanizm diil siyaset olduğu ve olay örgüsünün Scooby Doo ve arkadaşlarının maceralarını hatırlattığı görülüyo :D Film süper diil ama sıkılmadım da açıkçası ben.. Snatch - Lock,Stock and Two Smoking Barrels - RocknRolla ve Revolver de izledim,konuları karakterleri karıştırıp unuttum sonra ama eğlenmiştim hepsinde mesela...
    Demekki Guy Ritchie benim için böle bişiy : "KEYİFLİ" ;) :D

    YanıtlaSil
  2. AHAHAHAHAHAHA KEYİFLİ!!!!! :D

    Onur Scooby Doo konusunda çok iyi yorum yapmış diyo iletiyim. :)

    Biz de bitirmediğimiz için ve belki de sinemada izlemediğimiz için böyle düşünüyoruzdur, sinemada izlemek kafadan bir sıfır önde başlatıyor filmi. Ama yine de bitirmeyeceğiz de galiba. En azından bir süre o kadar aksiyon göresim yok benim. (Bu akşam ne izleyeceğimiz konusunda da yegane fikrim budur hehe.)

    Keyifli bir akşam geçirmek üzere, görüşürüz. :D

    YanıtlaSil

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (3) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)