23 Nisan 2010 Cuma

Alice In Wonderland? Hıhım, tabi.

Sınavlarım iyi geçiyor gibi, iyi başladı, bugün de kendimi WoW trial'i indirip Alice In Wonderland izleyerek ödüllendirecektim. Ki trial'de night elf seçemediğim gibi Alice In Wonderland de hüsran çıktı bildiğin.


En sevdiğim çocuk kitapları Küçük Prens, Pıtırcık serisi, Küçük Vampir serisi, Pinokyo ve Alice Harikalar Diyarında'ydı. Hepsini de orjinal çizimlerinin olduğu, orjinal, kalın baskılarından okudum, Pinokyo ve Alice Harikalar Diyarında'yı çocuklar için kısaltılmış, sadeleştirilmiş versiyonlarından okumamıştım ve hayal dünyamda bu iki kitabın tetiklediği çok acayip şeyler vardı, çizimlere sadık kalarak düşlediğim balinanın midesi, perdelerin arkasındaki değişik boyutlarda kapılar, ağaçta asılı kalan Pinokyo, irileştiği için utanan, sıkılan ve ağlayan Alice ve daha birçok şey! Yanlış anlamayın entelcilik de etmiyorum, filmi beğenmediğimi anlatacağım ve bunu "Tim Burton benim hayal dünyama sıçmıış, ben ondan daha iyi hayal etmiştim, üstelik ben kitabı okudum tımam mıaa." diyerek yapmayacağım, bence gerizekalı olmayan her çocuk okumalı zaten bu kitapları, bu övünülecek bir şey değil, yapılması gereken bir şey, çocuk dediğin birkaç klasik çocuk kitabını okuyacak ki düşleme yeteneğine sahip olacak, bu birincisi. İkincisi de Tim Burton'a bayılırım. Filmde de hatırladığım, kitapta da olan sahneleri her gördüğümde heyecanlandım. Tim Burton ayağa düştü diye onun çocuksu dehasına burun kıvıranlardan değilim, ben de Tim Burton'ı Beetlejuice ile tanıdım, entelci değilim, Ed Wood'la, daha önceki saykodelik, Marslılar Saldırıyor gibi filmleriyle tanımadım, Corpse Bride'ı nick olarak kullandım birkaç forumda. Ve benim kadar lame bir Tim Burton hayranı "Ay Alice Harikalar Diyarında gibi bir edebi klasiğe nasıl da yamuk yapmış, hiç olmuş mu?" diyecek değil. Ancak, hiç olmuş mu şimdi bu film?

Ya, bir kere herkes filmi çekilen kitabın önceden kitabını okuyarak gitmiyor filmlere, Alice In Wonderland'de de kitabı okumadan giden herkes şapa oturmuştur eminim. Eğer bir kitap filme uyarlanacaksa en azından temel yerlere sadık kalınmalı diye düşünüyorum ve eğer bir hikayenin devamı çekilecekse, sıfırdan yepyeni bir hikaye yazıp aralarda ve çok alakasız yerlerde eski hikayeye selam çakmak adına olaydan koparacak ayrıntılar verilmemeli. Cheshire Cat'i gördüğümde çok heyecanlandım, "Kedinin gülümsemesi mi, yoksa gülümsemeye ait kedi mi..." diye mırıldandım, en azından buna gönderme yaparlar diye düşünerek. Film boyunca kitapta daha çok gölgede kalan ve tek başına asıl hikayeye gönderme yapılmak için konulduğu halde hiçbir şey ifade etmeyen binlerce replik kullanıldı ve kedinin gülümsemesi mi, gülümsemenin kedisi mi sözü kullanılmadı ya, şaka gibi! Sonra, "Beni iç" ve "Beni ye" abur cuburlarından sonra Alice'in irileşip de ağladığında oluşan selde ıslanıp, kurumak için dans eden halkanın içinde Dodo Kuşu'nu görmek istiyordum ben, Tim Burton'un yaptığı bir dodo kuşu görmek hakkımdı. Ve göremedim! (Dodo kuşu olabileceğini tahmin ettiğim bir kuş gördüm önce ama sonradan tek ayrıntılı animasyon o olmadığı için gözüm yoruldu sağdaki soldaki kalabalıktan, kuşu da kaybettim gitti.)

Asıl hikaye çok arkaplana atıldıktan sonra en azından sağlam bir yeni hikaye gelseydi karşıma yine en büyük Tim Burton hayranlarından biri olmaya devam da ederdim. Ama Vorpal mıydı, ismi bile aklımda kalmamış, o kılıç, Jaggerwohsajhsja isimli o kuşumsu ejderha, of, Beyaz Kraliçe'nin sarayının Yüzüklerin Efendisi filminden yanlışlıkla araya karışmış olması... Bu karışık karışık ayrıntılar, görseller içinde dişe dokunur bir hikayenin olmayışı... Alice'i oynayan kızın Johnny Depp'e, Anne Hathaway'e resmen Johnny Depp'e ve Anne Hathaway'e gülümser gibi mimiklerle gülümsemesi (ki inanılmaz dikkatimi dağıttı, orda Şapkacı ve Beyaz Kraliçe'ye gülümsediğini düşünemedim hiç), animasyonlardan gözümün yorulmasını, Tim Burton dünyasına dair bir tek Şapkacı hapisteyken görünen yamuk parmaklıkların olmasını ve geri kalan tüm animasyonun acayip derecede bilgisayar ürünü olmasını, hiç ruh bulamayışımı, harıl harıl Tim Burton çizimleri ve Danny Elfman müziklerini aramama rağmen Yüzüklerin Efendisi dünyası, birebir tavşan ve köpek animasyonları (hiçbir kişiselleştirme, bir Tim Burton imzası yoktu ya inanabiliyor musunuz?) içinde kalışımı, müzikleri ise bir tek film başlarken duyuşumu (ki Danny Elfman'ın ayrı hayranıyım, Corpse Bride OST de hayatımda apayrı yerlere sahipken) ve sonra kulağıma hiç müzik gelmeyişini... Hepsini acı içinde fark ettim. Tim Burton'un hikayesi de kimse kusura bakmasın ama aptalcaydı. Gerçekten çok aptalcaydı. Ki Lewis Carroll'un hikayesinin de aptalca ama kendi içinde eğlenceli, yaratıcı ve şaşırtıcı oluşunun yanında Tim Burton'un aptal hikayesi çok sırıttı.

Peki şimdi bir daha Tim Burton film çekse izlemeyecek miyim ya da yarın bir gün birileri "Aha biz de Pinokyo'yu yeniden çektik buyrun izleyin bir buçuk saatte Pinokyo büyümüş ve o da yeni bir kukla yapmış diye bir hikaye izleteceğiz size." diye çıkarsa burun mu kıvıracağım, hayır. Bir şeyleri seçe seçe izlemek, seçe seçe okumak, seçe seçe dinlemek pek bana göre değil sanırım. Her önüme gelen boku izleyip, dinleyip, okuyup, sonradan sevmediğimi fark ettiğimde daha seçici olduğumu düşünüyorum, seçici olduğunu düşünüp de at gözlüğüyle yaşayanlardan değilim, öyle olmak çok sıkıcı olsa gerek. Ama Tim Burton'un Alice Harikalar Diyarında'sı beni öyle çok üzdü, öyle çok hayalkırıklığına uğrattı ki, paylaşmam gerekirdi.

Hala izlemeyeniniz varsa ufak bir önerim, ricam da olacak hatta. Kişisel düşüncelerimi kimseye benimsetmek gibi bir gayem yok ve "Sakın izlemeyiiin, bir buçuk saatinize yazık!" demeyeceğim, belki beğenirsiniz. Ama bunun bir çocuk kitabı uyarlaması olduğu için çocuk filmi olduğunu da düşünüp yanınızda bir çocukla izlemeyin sakın. Daha onuncu dakikada animasyon hayvanlardan birinin gözü dikiş iğnesiyle çıkarılıyor da. Ben şu yaşımda o sahneden feci rahatsız oldum, gözlerimi kapadım, Testere falan izleyemeyen, Requiem For A Dream'de iğneli sahnelerde midesi ağzına gelen biriyim sonuçta, herhangi bir çocuğun da bu sahneleri kanıksaması ve bu sahnelerden rahatsız olmaması gibi şeyler de ancak apokaliptik bir dünyada gerçekleşsin lütfen, henüz değil.

Tabi hiçbir şeyini beğenmedim de değil, Johnny Depp'in kutsal bir oyuncu olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. O kadar makyajla bile mimikleriyle konuşan bir adam üzerine daha ne denilebilir ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (38) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)