1 Mayıs 2011 Pazar

Şu an ailemin oturduğu evin bulunduğu kooperatif sitesi henüz inşaat halindeyken, yapımının bitmesine bir yıl kala taşınmıştık ilçemize. Bir yıl için geçici olarak da ilçenin dış kesimlerinde, çingene mahalleleri ile genelev sokağına yakın bir kısımdaki bir apartmana yerleşmiştik. Aslında genelev sokağı yine biraz uzaktaydı da çingeneler çok yakındı yaşadığımız yere.

Çingeneleri çok severdim, kendi aralarında yüksek sesle konuşmaları, hep neşeli görünmeleri, esmerlikleri, renkli kıyafetleri çok hoşuma giderdi. Bir de şu kitabı da okumuştum ve bana çok büyülü geliyorlardı...


Herhangi bir insanın başka bir insana bilerek, isteyerek kötülük yaptığını da görmediğim, bilmediğim yaşlardaydım üstelik. Apartmanımızın arkasındaki boş arsaya bir kilim indirip tüm evcilik oyuncaklarımı taşıyarak kendime bir ev yapmayı, bebeklerimle akşama kadar oynamayı ve onlara çamurdan pastalar, yapraklardan sarmalar yapmayı çok seviyordum, her kız çocuğu gibi. Yine bir gün kilimi aşağı indirip üzerine evcilik setimi dizmiştim. Evcilik seti dediysem çok pahalı ya da çok şık oyuncaklar gelmesin aklınıza, ablamdan kalma, plastik, ucuz, basit çaydanlık, tencere gibi oyuncaklar vardı. Yalnız bir tane beşik vardı ki onu ablam rahatsızlandığı bir zaman İzmir'e geldiğimizde yolda Menemen'de mola verdiğimizde almıştık, elyapımı, içine bir oyuncak bebeğin sığabileceği büyüklükte, sallanan bir beşik... En sevdiğim oyuncağım oydu sanırım. O gün de beşiği oturduğum yerin hemen yanına çekmiştim, kilimin öbür ucuna da mutfak eşyalarımı dizerek orasını mutfak yapmıştım. Kendi kendime binlerce hayal kurarak oynuyordum ve "Keşke bir kardeşim falan olsaydı, beraber oynardık." diye düşünüyordum. Oraya taşınmadan önce bir tane "en yakın arkadaş"ım vardı ama o kızdan sonra zaten hiç en yakın arkadaşım olmamıştı hayatım boyunca...

Keşke birkaç arkadaşım olsaydı da bana misafir gelselerdi diye düşündüğüm bir anda başımı kaldırdım ve iki tane çingene kızı gördüm. Esmer tenleri, bembeyaz dişleri vardı. Biri zayıf ve uzun boyluydu, üzerinde kırmızı bir tişört ile boynunda inci taklidi boncuklardan yapılmış bir kolye vardı. Diğeri de muhtemelen kardeşiydi, o da beyaz ve yeşil, fırfırlı bir elbise giymişti. Ayaklarında terlikler, el parmaklarında kınalar vardı. Saçları karmakarışıktı ve kilimimin yanında hiçbir şey söylemeden ayakta duruyorlardı. Bir süre bakıştık, onlar oyuncaklarımı süzüyorlar, bir yandan da gözlerini kaçıra kaçıra bana bakıyorlardı. Ben hemen gülümseyip "Aa merhaba, oynamak ister misiniz?" dedim. Kızlar kendi aralarında bakışarak kilimin ucuna oturdular. Çok sevindim, böylece ne kadar iyi bir ev sahibi olduğumu gösterebilecek, çamurdan yaptığım pastalardan onlara da ikram edebilecektim. Bir yandan rol yapmaya devam ederken ("Hoşgeldiniiiz, nasılsınız? Bizim çocuklar da bugün çok yaramazlık yaptılar. Bir tanesi de hasta...") bir yandan da yeni arkadaşlar edinmenin heyecanıyla rol yaptığımı unutuveriyordum ("Sizin adınız ne? Kaç yaşındasınız? Ben bu apartmanda oturuyorum, siz okula gidiyor musunuz? Aynı okulda mıyız?..."). Epey konuştuktan sonra bir şeyi fark etmiştim. Ben hala kendi kendime oynuyordum. Onlar benimle konuşmuyor ve oynamıyorlardı. Sadece kilimin ucunda öylece oturuyorlardı.

Bir şeylerin ters gittiğini hissettiğimde, onların da benim bu hislerimin farkına vardığını anladım. İçimde bir korku doğmuştu, kızlar da birbirlerine bakıp gülümsemeye, oyuncaklarımdan bir iki tanesini ellerine alıp evirip çevirmeye başlamışlardı. O ana kadar benimle oynamadıklarını düşününce, evime gelen bir misafirin, evimdeki çaydanlığı alıp ona bakması da çok saçma gelmişti, ne yani, benim evime gelmişler, bir de çaydanlığımın yerini mi değiştireceklerdi? Bir yandan kötü bir şeyler olacağını hissediyor, bir yandan da okuduğum çingene masallarındaki gibi bana büyü yapabileceklerini, onları kızdırmamam gerektiğini düşünüyordum. Sakinliği elden bırakmamanın en iyisi olacağına karar verip, "Beğendiniz mi çaydanlığımı?" diye sordum korka korka. Büyük olanı bir eline tenceremi, bir eline de içine su koyulduğu zaman çeşmesini açtığımda su akıtan plastik lavabo oyuncağımı almıştı o sırada. Küçük olanı da bir tane Barbie bebeğimle birkaç mutfak eşyamı daha tutuyordu. Kalbim hızlıca atmaya başladığında ayağa kalkmışlardı ve bir birbirlerine, bir bana bakıyorlardı. Bense oturduğum yerde ses çıkarmadan ve hareket etmeden onları izliyordum hala. Hiçbir şey yapmadığımı gördüklerinde şaşırdılar. "Onları beğendiniz mi? Yarın yine gelin, birlikte oynayalım, onlar yarın geldiğinizde sizin evinizin eşyası olurlar... Kiliminiz var mı?" diye sordum. Gülmeye başladılar ve büyük olanı yere tükürdü, küçük olanıyla tekrar bakıştılar ve koşmaya başladılar. Koşarlarken arkalarından bakakalmıştım. Küçük olanı koşarken bebeğimi düşürmüştü, durup aldıktan sonra yine koşmaya devam etti. Terlikleri toza bulanmıştı ve arkalarından öylece terliklerine bakıyordum. Epey uzaklaştılar ve bir anda gözlerimin dolduğunu fark ettim. İlk kez birisi bana bilerek bir kötülük yapmıştı ve ilk kez bir eşyam çalınmıştı.

Yine de ağlamamaya karar verdim, kilimi orada öylece bırakıp gidip zilimize bastım. Anneme diyafonda olanları kısaca anlattım. ("Anne, çingene çocukları geldiler, birkaç şeyimi alıp götürdüler, eşyalarımı toplamama yardım eder misin?") Sonra yerde gördüğüm her taşı tekmeleyerek kilimime geri döndüm, annem gelene kadar ben de toparlanmaya başlasam iyi olurdu. Kilimin köşesinde tahta beşiği ve içinde en sevdiğim bebeği gördüm. İçimin sıkkınlığı bir anda geçmişti. Onları çalmamışlardı ya, plastik oyuncakları çalsalar da önemli değildi. Belki de hiç oyuncakları yoktu hem... Üstelik onlarla oynadıkları zaman akıllarına ben gelecektim, muhtemelen ev sahipliğimden çok memnun kalmışlardı. "Belki yarın yine gelirler... Hem belki de çalmamışlardır, yarın gelirken yanlarında getirirler oyuncaklarımı..." diye düşünerek oyuncaklarımı toparlamaya başladım. Annem de yanıma indiğinde ağlamadığımı gördüğünde memnun olmuştu, "Olsun, yenilerini alırız..." dedi, başımı salladım.

Oyuncaklarımı geri getirmediler.

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)