28 Mayıs 2012 Pazartesi

Avatar - The Last Airbender vs. The Legend of Korra


Az sonra okuyacağınız yazıyı tamamen kişisel görüşümü yansıtacak şekilde ve bol spoiler içeren biçimde yazıyorum, baştan uyarmakta fayda var.

Avatar: The Last Airbender'ın üzerinden en aşağı sekiz dokuz yıl geçmiş olmalı, öyle hatırlıyorum, The Legend of Korra ise bu aralar Nickelodeon'da yayınlanıyor. Korra'yı izlerken bol bol eleştiriyorum, biraz buradan da atarlanayım.

Bir kere, AANG > KORRA. Bu konuda anlaştıysak nedenlerimizi sıralayalım.

İlk serinin izleyiciyi yakalayan havası ikinci seride yok. İlk seride karakterlere alışma sürecimiz, karakterleri benimseme sürecimiz, olay akışına kendimizi kaptırma sürecimiz, karakterlerin kimilerinden sıkılma sürecimiz, olaylar saçmalaşıyor, filler bölümler doluyor, hadi aksiyon olsun deme sürecimiz, en sonunda da ah keşke bitmeseydi deme sürecimiz hep yerli yerindeydi. Bu seride daha yedinci bölüme geldik, FILLER BÖLÜM VAR. Allahsızlık bu resmen. Karakterlere alışıp benimsemek hak getire, ilk seride kim kimin nesi, kimin ailesi neci, kimin adı ne, hepsini öğrenerek izliyorduk, yedinci bölüme geldik ismini bilmediğim karakter var lan. İlk serideki büyük aşkımız Sokka ile Zuko'nun boşluğunu o Bolin ile Mako'nun doldurabileceğini düşünüp bunu düşünmekle kalmayarak Sokka ile Zuko'yu kopyalamışlar. İki serinin birbirini andırması çok normal, biri diğerinin devamı. Ama birebir aynı karakterlerin isimlerini değiştirmek, yoo dostum yoo, buna göz yumamayız. Üstelik birebir aynı karakterler ama yine de ilk seriyi o kadar sevmişiz ki izlerken yine de "Bolin beyinsiz, Sokka daha zekiydi. Mako gereksiz cool, Zuko'nun kendince nedenleri vardı..." falan diyoruz.

Şimdi daha da cıvımadan gerçekten, ciddi ciddi iki seriyi karşılaştıracağım.

Sıkıntı Var: Korra vs. Aang


Aang, Sokka ve Katara'dan başka kimsesi olmayan, zavallım, tüm tapınağı, tüm ırkdaşları yok edilmiş, bir Appa'sı bir de arkadaşlarıyla kalakalmış bir Avatar'dı. Avatar'dı ama çocuktu, o evrenin en kutsal insanı, lideriydi ama aklı bir karış havadaydı, üzerinde birçok sorumluluk vardı ve bunun ağırlığı altında ezilirken bir yandan da "groove yakalamıştı", eğleniyordu. Korra, sıcak yuvasında Avatar olduğunu keşfediyor, en iyi su bükücülerden biri olan Katara'nın yanında eğitiliyor, sıra hava bükme derslerine gelince Aang'in oğlu Tenzin'den ders alacak, ağırlığı altında ezildiği pek fazla şey olmadığı gibi yeni Avatar evreninde Avatar'ın da anladığımız kadarıyla ahım şahım bir kutsallığı ve liderliği yok, ırklar birbiriyle savaş halinde değiller, ortada bir savaş var ama o savaş artık Avatar'ın el koyabileceği bir liderlik vasfının eksikliğinden dolayı çıkmış falan değil, üstelik evren öyle bir hale gelmiş ki teknoloji almış yürümüş ve yeni Avatar bütün bunlardan uzak kalmış. Uzak kaldığı yerde ruhani bir arayış içinde de değilmiş. Aang'in Korra'dan ufakken elde ettiği bilgeliğin onda biri Korra'da yok, Korra kendi ana elementinde bile doğru düzgün usta değil, bir de ilk bölümde mi ikinci bölümde mi ne, 2000 yıllık kutsal kapıları yaktı yıktı karı ya! Aang'in kadim emanetlere saygısı, kendinden önceki Avatarlarla olan bütünlüğü, çocuksuluğu nerede, bu hatunun saygısız, asi ergen tripleri nerede yahu, bu mu lan yeni Avatar, yemedik biz bunu. Yeni Avatar pisliğin teki çıktı Rıza Baba.

İkinci Husus: Yan Karakterler


İlk serinin bizi kendine bağlayan yanlarından biri karakterlerle aramızda oluşan sıkı bağlardı. Yahu, sevgili amca Iroh, sakar Sokka, cool Katara, tüm yıkıcılığına hak verdiğimiz hatta sevdiğimiz kötü karakter Zuko, cool'dan da öte Azula, Lahanacı Adam, Prenses Yue, Katara ve Sokka'nın babası, Bumin, Iroh'u bir daha saymak istiyorum, Iroh, hatta Appa ve Momo, Toph, hepsine gönülden bağlıydık, hepsinin ayrı ayrı yeri vardı seride, Aang'i hiç görmediğimiz bölümler oluyordu yeri geldi mi, Zuko'nun yavuklusu genizden konuşan "Meeeeeeh" kızımız Mei'ye bile başta ayar olan herkes sonradan bayıldı, yahu Azula'yı bile seviyorduk, kötü karakterlerin bile espri anlayışlarını ya da hırslarının altında yatan haklı sebepleri gördükçe bayılmıştık onlara ve her birini sevmek için sezonlar harcamadık, birkaç bölümde karakterler yerli yerine oturdu. Bu serideki yan karakterlere bakalım: Katara, Tenzin, Tenzin'in çocukları ve karısı, Lin Bei Fong, Mako ile Bolin, Asami, Asami'nin babası, Tarrlock muydu Warlock muydu ne, birtakım büyük adamlar ve kötü adam Amon. Bir kere, kötü ile iyinin arasında kalmış karakter yok. Karakterler tertemiz ya iyi, ya kötü. Şimdiye dek, yedinci bölüme dek, hakkında kararsız kaldığımız tek karakter Asami'ydi, Asami'yi de akladık. Oysa The Last Airbender serisine dönelim, Mei, Tai Lee, Azula, Zuko ve Iroh'u hatırlayın. Yedi bölüm, bu karakterlerin içlerindeki çelişkileri, bu karakterlerin gerçekliğini, üzerinde düşünülmüşlüğünü anlamamız için fazlaydı bile. Bu serideki karakterlerin üzerinde düşünmemişler, orası kesin. İyi adam oluşturalım, geçen seride kim çok seviliyordu, Sokka, Sokka'nın sevimliliğini ve esprilerini alalım, adı Bolin olsun, bitti. Yahu bir bölümde karakter akladık bir de, Zuko'yu aklamak için kaç bölüm gitti, çocuk saçlarından oldu, amcasını yitirdi, garibim... İlk serinin karakterleri yaşıyordu, ikinci serinin karakterleri kağıt üzerinde. Tenzin, Aang'in oğlu, Lin de Toph'un kızı ve karakterler arasında müthiş bir devam sorunu var, ne Aang'in oğlu ne de Toph'un kızı o derece cansız, kendine haslıktan zerre nasibini almamış karakterler olabilirlerdi. Tenzin'in oğlu Meelo olmasa, Aang'in hiç akrabası kalmamış ortalarda diyeceğiz.


Üçüncü Husus: Aşk Meşk


Bu konuda Ekşi Sözlük'te şöyle bir şey demişler, tarihteki sanayi devrimine benzer bir gelişim süreci geçirilmiş, tüketim toplumu başlamış, bu yüzden duyguların da çabuk tüketildiği bir dünyaya geçilmiş, eleştirel yaklaşılmış... Benim fikrim, sekiz dokuz yılda izleyici bu derece bozundu ve ilk serideki saf duyguları görmektense, Twilight gençliği artık bu serideki duyguları izlemek istiyor, izleyici ne istiyorsa da onu yazıp çiziyorlar, bu kadar net, eleştirel yaklaşıldığını sanmıyorum.

İlk seriyi hatırlayın, Aang'in Katara'ya duyduğu büyük aşkı, Katara için her şeyi yapabilmesini. Sokka'yı hatırlayın, iki kişi arasında gidip gelen karakterlerden biriydi, Kyoshi savaşçısı bir sevgilisi vardı, sonra Prenses Yue'ye aşık oldu, bunun anlatılış şekli o kadar samimiydi ve o kadar temizdi ki izlerken gözümüze hiç batmadı hatırlıyorsanız, aynı şekilde Katara'nın iki zıt karakter arasında gidip gelmesi, Zuko'ya yakınlık gösterdiği sahneler ile Aang'e beslediği anaç sevgi de gözümüze batmadı. Hayat gibiydi bu gelgitler, hayatta da insanlar iki kişi arasında seçim yapmak zorunda kalabilirler ve bu iki kişi birbirine tamamen zıt karakterlerde olabilir, ilk serinin karakterleri o kadar yaşıyorlardı ki bu aşk maceraları bizi hiç yormuyordu. Tüketicilik değildi çünkü izlediğimiz. Bu seride resmen tüketiciliğin getirdiği sözde aşk maceralarını izliyoruz, hayatımızın en önemli şeyi artık aşk oldu ya, artık aşk, cinsellik, birkaç aday arasından seçim yapma, maceralı aşk hayatı gibi senaryolar artık olmazsa olmaz ya izlediğimiz her şeyde... Bu yüzden artık koskoca Avatar, iki kardeş arasında hır çıkarabiliyor, bir erkek karakter biriyle öpüşüp parası olan başka bir karakterle takılmaya devam edebiliyor, hatta o kadar gerekli ki Aang'in oğluyla Toph'un kızının "zamanında" sevgili oldukları bir Avatar evreninde yaşıyoruz, o kadar gerekli ki koskoca karakterli Toph'un kızı, Aang'in oğluna trip atıyor falan, çok lazım bunların hepsi çünkü. Meeh, olmamış diyoruz, ilk serideki büyük aşkları hatırlıyoruz ve burnumuzu kıvırıyoruz. Üstelik ilk serideki aşklar hiçbir bölümün ana konusu haline gelmemişti, Aang'le Katara birlikte olabilsinler diye üç sezon beklemiştik, hiç açıklığa kavuşmasaydı da umrumuzda olmazdı, esas problem haline gelen bir konu değildi, bu seride benim bile merakım Korra'yla Mako'nun birlikteliği konusunda uyandı gitti, banane lan, sanki ben sevgili oluyorum elin Mako'suyla, hey yarabbim.

Ortam Mortam


Eheh, yeni serinin fark attığı tek konu diyebiliriz. Benim gözümde The Legend of Korra, bu konuda The Last Airbender'dan çok daha iyi, anahtar kelimemiz: steampunk.

İlk serideki Ba Sing Se şehri, Kyoshi Avatarın mekanı ve Airbender Tapınakları, muhteşem bir hayal gücü ve görsel şölendi, kabul ediyorum. Ama ikinci seriyi izlerken gözlerim kalp şeklini alıyor abi, steampunk bu kadar güzel yedirilebilirdi Avatar hikayesine. Dediğim gibi sanayi devrimi falan olmuş, şehirleşme, teknoloji, üretim, şirketleşme, almış yürümüş ama çok da almamış, her şey eski İngiltere'deki gibi, her şey bir Victorian, aynı zamanda her şey bir gaz maskesi, bir çark, bir fötr şapka, bir tek gözlük, bir pardesü... Ah. Ha, ikinci serinin yine de buna bağlı bir eksiği daha var, ilk seride Aang üzerini falan değiştiriyordu arada bir, her karakter olabildiğince değişik kıyafetler giyiyor, imajını değiştiriyordu, hiçbir zaman süperkahraman gibi gezmemişlerdi. Bu seride Korra tam bir "köyden indim şehre" şeklinde, ne kabile kıyafetini çıkarıyor, ne saçlarını değiştiriyor, o güzelim Victorian ortamda köylü gibi dolanıyor, süperkahraman gibi tek kıyafetle geziyor, o ne öyle ya, Aang bile o okuna rağmen süperkahraman gibi gelmiyordu gözümüze.

Sonuç


Steampunk havası tamamen bir sürprizdi, kimsenin yeni Avatar serisinde steampunk beklediğini sanmıyorum, bu yüzden senaryodaki tüm fenalıklara, tüm o quidditch zımbırtısına ve hatta Korra'ya rağmen The Legend of Korra'yı sevmedim diyemem. Aksine The Legend of Korra'ya bayıldım amk, izlediğim tüm anime serilerini yarıda bırakıp yedi bölüm bitene kadar sırf bunu izledim, çakma bir anime serisi, pek çok anime serisini geride bıraktı. Ama... The Last Airbender'ın mirası diye mi izliyorum, Tenzin'i ve Meelo'yu görebilmek, flashbackleri izleyebilmek, Aang'in, Sokka'nın, Toph'un yetişkin hallerini görebilmek için mi izliyorum emin değilim. Zira eğer eski serinin ekmeğini yiyorlarsa aradan geçen sekiz dokuz yılı da hesaba katıp izleyici kitlesinin Twilight misali senaryolarla ilgilenmeyeceğini de tahmin etmelilerdi yahu. Sonuç olarak sevdim, "yoklukta gidiyor" en azından seri, ama bir The Last Airbender değil, yerini alamayacağı gibi mirasını da çarçur ediyor, kafada iki seriyi birbirinden tamamen ayırıp önyargısız izlemek gerekiyor sanırım, muhtemelen Aang'in yetişkin halini flashbacklerde gördükçe ondan da memnun olmayacağız. SAKAL BIRAKMIŞ LAN BÜYÜYÜNCE, NE MEMNUN OLMASI, OFF. Tamam, sakinim. O sakal olmamış. Sakallı Aang mi olur? Abi...

4 yorum:

  1. Peki ya Korra'nın her an patlayacakmış gibi duran memelerine ne demeli? Avatar değil Hentai karakteri mübarek!

    YanıtlaSil
  2. asnhjksdnjksdjfk yarıldım abi. aynen benim düşündüklerimi yazmışsın. gerçi ayrıldığımız tek bir konu var: steampunk olayı süper olsa da, cidden legend of korra'nın tek artısı olsa da, tha last airbender'in çocuksu havasını geçemez bence. bi de olm AMON ÇOK SEKSSİ. sanırım hepimiz atla'nın çok daha ilerde olduğundan hem fikiriz.

    YanıtlaSil
  3. Yav Amon'un nesini gördük de seksi oldu yav? NE KAÇIRDIM? fkşlldfk

    Aang Team'iz ya.

    YanıtlaSil

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)