5 Mayıs 2012 Cumartesi

"Sakallı"

Dün, dört saatlik bir uykuyla son vizemden çıkmış, yorgunluğuma, baş ağrıma inat, Bornova - Buca otobüsüne binmiştim. Otobüse binmeden önce de bir Uykusuz dergisi almıştım ki yolda sızmadan önce eğlenceli bir şeyler okuyayım... Okul durağından binmeyip oturarak gidebilmek için bir durak geriye yürüdüm, otobüse binip en arkadaki koltuklardan birine oturdum, okul durağından da gürültülü bir öğrenci grubu otobüs güruhuna dahil olup benim etrafımdaki koltuklara oturdular.

Tabii ben artık onlara göre yaşlı olduğum için "Gençler işte..." tavrıyla dergime eğildim, onların kendi aralarında yüksek sesle konuşmaları, yanımda oturanın arada bir dergime bakıp okuduğu karikatürlere gülmesi falan tam sinirimi bozacaktı ki, Makul Koca Memo köşesine geldim.

4 Mayıs 2012 tarihli dergideki bu köşeyi eğer okuduysanız, uzun uzun anlatmama gerek olmayacak ama okumayanlar için, Memo Tembelçizer'in on yılı aşkın süredir beslediği kediyi nasıl kaybettiğini, kediyi yanına aldığı andan itibaren kedinin bakış açısından anlatışıyla karşılaşıyordunuz köşede diye özetleyebilirim. "Sakallı'yı ilk gördüğümde, yaşlı kadının verdiği yiyecekleri yiyordum..." diye başlıyor hikaye. Siyah kedi Zeytin'in gözünden bir kedi - sahip ilişkisi.

Ve kedinin ölümüne yaklaştığımız son üç - dört kareye geldiğimde zaten zor tuttuğum gözyaşlarım dergiye damlamaya başlamıştı. Kendi kedimi düşündüm, sadece üç yıldır benimleydi, on küsür yılı hayal ettim, ne kadar alışabileceğimi düşündüm, şimdi bile vücudumun bir parçası haline geldi, uyurken üzerimde, otururken dizimde, kitap okurken kolumda, ağlarken mırlaya mırlaya yüzümü kokluyor, acıktığında ufak ufak bacağımı ısırıyor, benden önce kalktığında yüzüme dokunuyor, bazen üzerimde uyurken, uykumda döndüğüm zaman üzerimden kayıp yere düşüyor ve "Hay allah ya, manyak mıdır nedir, dikkat etsene be kadın..." diye söylenerek tekrar üzerime çıkıp yerleşiyor, yanlışlıkla kuyruğuna falan bastığımda sanki beni anlayabilecekmiş gibi defalarca özür diliyorum bazen... Kediyi sevgilimle birlikte edinmiştik, tabii ki daha çok benimle kaldı ama onlar da birlikte kaldılar epey, kediler insanları tanımaz, köpekler gibi sahiplerini bilmezler diye düşünülür ya, benim kedim, sevgilimi de tanıyor, uzun süre görmediğinde unutmuyor, aksine özlemiş gibi kucağına çıkıp kokusunu falan bırakmak için dönüp duruyor, pantolonunu kokluyor uzun uzun kokusunu hatırlamak istermiş gibi. Yavrum ya... Veterinere götürdüğüm her seferi, üç yılda iki defa tekrarlanan evden kaçış maceralarını düşündüm son üç kareyi okurken. Sonra köşe bitti, dergiyi kapatıp camdan dışarı bakarak ağlamamı otobüsteki insanlardan gizlemeye çalışıyordum, tam "Bari şimdi burda ağlama krizi bastırmasa, hıçkırmaya falan başlamasam, kendimi tutabilsem, sadece böyle gözyaşı döksem de daha şiddetli ağlamasam, allahım her şeyin kötü gittiği dönemler geride kaldı, lütfen, bak, her şey iyi, hayır, sanırım ağlayacağım, nefes alışverişim yine düzensizleşiyor, sanırım birazdan hıçkırarak ağlamaya başlayacağım..." diye düşünmeye başladığımda, yanımdaki eleman "Pardon, rahatsız ediyorum, bu Uykusuz'du değil mi, Penguen değil?" diye sordu. Hemen kendimi toparlayıp "Ehe evet?" dedim, çocukcağız "Elimden daha fazlası gelmez ama dikkatini bu kadarcık dağıtabilirim sanırım," bakışıyla "Hmm, güzelmiş ya, hep karıştırırım Uykusuz'la Penguen'i, Uykusuz'sa ben de bundan alayım bugün, bugün mü çıkıyor bu?" diye sorup anlayışlı anlayışlı gülümsedi, ben de gözlerimi silip "Bugün çıkıyor evet," dedim, çocuk "O son okuduğunuz hikaye de güzelmiş gerçekten..." dedi, gülümsedim, dergimi tekrar açıp başka bir şeyler okumaya başladım, ağlama krizi tutmadı.

Sonra Bornova'da sevgilim ve arkadaşlarımızla buluştuk. Sevgilime gözlerimin yandığını söylüyordum, uykusuzluktan sanarak, Alsancak'a gitmeye karar verip dolmuşa bindiğimizde tekrar çantamdan dergiyi çıkardığımda gözlerimin neden yandığını hatırladım, kendim başka bir sayfa okuyacakken ona da "Baksana, bu sayfa yüzünden yolda ağladım otobüste ben ya..." diye o köşeyi uzattım. "Yahu, ota boka ağlıyorsun be sen de yine aaa..." diye gülümseyip elimden dergi sayfasını aldı. On beş dakika sonra gözlerini siliyordu, elimi tutup sıktı, "Kediye ıslak mama alalım eve dönerken, güzelmiş köşe..." dedi. Ben de ağladım yine, ne yapayım.

Ah be ya, ah be ya...

Memo Tembelçizer'in üzüntüsünü paylaştık tüm Uykusuz okurları olarak bu hafta, hatta bir kedi tarafından sahiplenilen bütün sakallılar ve saçlılar olarak biz daha da fazlasıyla paylaştık...

:(

6 yorum:

  1. Kedim olmamasına rağmen nasıl üzüldüm ya okurken. Of. :(

    YanıtlaSil
  2. Of benim için patlama noktası Çakıl'ın üzerine oturduğu kareydi, orda başladım gözyaşı akıtmaya. :(

    YanıtlaSil
  3. Koşarak eve dönmek istiyorum şu an. En son göbeğime sarılmış kafasını göğsüme koymıuş patisiyle elimi sıkıyordu. Sonra çocuk mesaj attı nöbetten, kediyi çok özledim n'apıyor diye, -çocuk kedileri sevmez- sonra ben kalkıp işe gitmek üzere hazırlandım. O da benimle uyandı peşimden geldi, napıyoruz şimdi panpa diye yüzüme baktı, bense çektim kapıyı çıktım. : ( Üüüü.

    YanıtlaSil
  4. Ahah bir de bu var değil mi? Kaptan da kedileri sevmezdi, kendi evinde beslenen hiçbir kedi onun isteğiyle eve alınmadı, hep kendi isteği dışında ev arkadaşları eve birsürü kedi getirdi, böyle böyle beş ayrı kedi besledi, hiçbirini sevmedi. Benim kedime aşık oldu resmen, kedi de onu ayrı seviyor. Böyle olunca içten içe bir "Doğru adam, benim kedimi seviyor, kedim de ona baba diyor..." diye bir duygusallaşma oluyor lan! LAN. :(

    YanıtlaSil

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)