14 Aralık 2012 Cuma

Evin Kedisi Peter'dan Fraktala

Louis Wain, kedilerle ilgili çalışmaları olan, en çok da şizofreni hastalığıyla savaşmasıyla bilinen İngiliz bir ressam.

23 yaşında Emily Richardson'la evlenene dek Louis Wain, resimle bağımsız olarak ilgileniyordu. Öğretmenlikle hayatını kazanıyordu ve birkaç gazete ve derginin illüstrasyonlarını yapmak dışında sanatı hayatında ön plana koymuş değildi. Bu dönemde de çizdiği taslak resimlerde köpek yüzlerindeki mimikler üzerinde çalışan Louis Wain, hayvan çizimleri yapmaya daha çok ilgi duyuyordu.

Evliliklerinden kısa bir süre sonra meme kanserine yakalanan eşi Emily'e destek olmaya çalışan ve onu neşelendirmek için elinden geleni yapan Louis, yağmurlu bir gecede evin önünde inleyen bir yavru kediyi eve almış ve bunun Emily'i çok sevindirdiğini gördüğünde, kediyi sahiplenmelerini önermişti. Kedinin adı artık Peter'dı ve o da ailenin bir üyesiydi.

Louis, Emily'i güldürmek için kediye pek çok numara öğretiyordu, dönemin (1800'lerin sonu) modası olan tek camlı gözlüklerini kediye takıp da kediyi kitap okuyormuş pozuna sokmak da bunlardan biriydi. Emily neşelendikçe, Louis, çizim yeteneğini de kullanarak bu anları ölümsüzleştirmek istemişti. Böylece Peter'ın pozlarıyla meşhur kedi çizimlerine başladı.



Ne yazık ki Emily üç yıl sonra meme kanseri sebebiyle yaşama veda etti.

Louis Wain, kedi çizimlerine devam etmesi konusunda çok desteklenmişti ve Noel temalı bir dergi için ilk "insansı kedi" çizimini yaptı. Derginin o sayısında pek çok kedi, noel çanları tutarken, noel ağacı süslerken resmedilmişti ve Wain'in yine Peter'ı çizdiği birkaç çizim de çok beğenildi. Bunun üzerine ressamlık kariyerini insan pozuna girmiş kedilerin ve genel olarak kedi çizimleri üzerine kurmaya karar verdi.




Wain, resimlerinde görüldüğü üzere fantastik bir dünya düşlüyor ve resimlerinde de onu yansıtıyordu. Onun dünyasında kediler iki ayakları üzerinde yürüyor, insansı mimiklerle anlaşıyor, çoğu zaman gülümsüyor ya da şaşkınlık ifadesi taşıyorlardı. Bazen insan gibi giyindikleri de görülüyor fakat çoğu zaman kürkleriyle insansı hareketlerde bulunuyorlardı. Viktoryen dönem alışkanlıkları ve tarzını benimsemiş bu kediler, görenleri şaşırtıyor ve herkesin beğenisini kazanıyordu. Öyle ki, Wain artık hayatını öğretmenlikten değil bu kedi çizimlerini sergilediği galerilerden, çizimlerin kullanıldığı çocuk kitaplarından, dergilerden, gazetelerden idame ettirmeye başlamıştı.

Belli bir zamana dek, kedileri "sevimli" ve "komik" olarak nitelendirilirken bir zaman geldi ki Wain, çevresindeki gerçek dünyadan rahatsızlık duymaya başladı. İçinde yaşadığı dönemin alışkanlıklarını "bozunmuş, çirkinleşmiş" davranışlar olarak algılamaya ve çizdiği kedilerle, toplumun lümpen kesimiyle alay etmeye başladı.





Hiciv dolu çizimleriyle ironik bir şekilde sosyetede daha da ünlenen Wain'in aslında sanat işiyle pek de para kazanamadığını, kazandığı parayla sekiz kız kardeşine ve onların ailelerine de yardım ettiğini çok az kişi biliyordu. İngiltere'de daha fazla yükselemeyeceğini anladıktan sonra Amerika'ya taşınan ve gazetelerde kedilerin oynadığı çizgi roman bantları yayımlamaya başlayan Wain, iç huzursuzluğunu ve yaşadığı zorlu hayatı resimlerine yansıtmaktan başka bir şey yapmıyordu.



Amerika'dan evine geri dönen Wain, döndüğünde daha da parasızdı.

57 yaşında, Wain, ruhsal rahatsızlıklarına dayanamamaya başladı, şiddet dolu tavırları ve fanteziyle gerçek hayatı birbirine karıştırmaya başlaması, model olarak kullandığı ve evde beslediği kedilerle bile ilişkilerinin değişmesi üzerine Wain, kızkardeşleri tarafından bir akıl hastanesine yatırıldı. Bir yıl kadar hastanede kalan Wain, bu süreçte de basının ilgisini üzerine topladı, H.G. Wells, Wain'le tanışmak için hastaneye geldi. Wain'e hastanede şizofreni tanısı konuldu ve sürekli olarak gözlem altında tutulması ve tedavi edilmesi için başka bir hastaneye yatılı hasta olarak sevk edildi. 

15 yıl boyunca bu hastanede kalan Wain, hiçbir zaman iyileşmedi. Fakat hiçbir zaman kendi dünyasını insanlarla paylaşmamazlık da etmedi. Wain'in şizofreni tanısı konulup bakım altında kalmaya gönderilmesinden itibaren yakınları ve doktorları resimlerine devam etmesi için onu yüreklendirdiler. Ve o da, biricik kedilerini resmetmeye devam etti.




Mutlu, gülümseyen, şaşkın ya da toplumu hicveden kediler gitmiş, hastalığının ilk yıllarında korkak, öfkeli ve rahatsız edici kediler gelmişti. Hastalık daha da ilerledikçe, Wain'in çizimleri fraktal olarak nitelendirilebilecek, "saykodelik" çizimlere dönüşmeye başladı.





Ve hastalığın son aşamalarında, çizdiği şeylerin kedi olarak nitelendirilebilmesi bile zorlaşmıştı.



Çizimleri, psikoloji literatürüne, bir şizofreni hastasının ruh halinin değişimini göstermek üzere kronolojik olarak ardarda konularak geçti.


Hakkında yazılmış "Kedileri Çizen Adam" adında bir biyografi ve çizimlerinin toplandığı kitaplar vardır. Rahatsızlığının eserlerine nasıl yansıdığını gördüğümde çok heyecanlandığım için hakkında bir yazı yazmak istedim, kendisinden haberdar olmamı sağlayan sevgili Pınar ve Doğan'a da buradan teşekkür ederim. Hikayesi baştan sona içime dokundu, çok hüzünlü ama bir o kadar da hayranlık uyandırıcı bir ressammış. Çizimlerinin daha fazlasına şuradan ulaşabilirsiniz: 









6 yorum:

  1. çok çok iyiymiş. ben de kendisinden haberdar ettiğin için sana teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ama? Resmen hayranlıkla ve buruklukla inceledim adamın hayatını.

      Sil
    2. benim ailemde şizofreni vakası var. yakından şahit olduğum ve çok incelediğim bir konudur. o yüzden daha da ilgimi çekti. son dönem resimlerine bayıldım. ama gerçekten tüm dönemlerini peşpeşe inceleyince hastalığın seyri gözlemlenebiliyor. çok güzel.

      Sil
    3. Aa büyük geçmiş olsun. Psikolojiden çok fazla anlamıyorum ama "şey"leri farklı algılaması ve yansıtması muhteşem Wain'in, elbette daha ilgili kişiler daha iyi yorumlayacaktır ama resmen dışarıdan birinin şizofreni hastalığının seyrini anlatmasındansa kendisinin eserlerine bakarak daha iyi anlaşılıyormuş gibi.

      Sil
    4. teşekkürler.
      anlaşılması çok zor bir hastalık zaten. birçok ayrı çeşidi ve yansıması var. iletişim kurabilmek çok zor, çünkü her şeyi çok daha farklı bir boyutta yaşıyorlar. onlar içinse hayat çok daha zor çünkü biz bir tek onlarla iletişimle zorlanırken, onlar çevrelerinde herkesten daha farklı bir algıdalar. gerçekten zor...
      bu arada saykodelik olan çizimlerden çok güzel dövme olur bence...

      Sil

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (3) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)