19 Ağustos 2013 Pazartesi

Klişeler Sebepsiz Yere Oluşmaz

Daha önce Watchmen okuduğum zamanlarda bir anda karşıma çıkan ve beklemediğim anda hikayeye çok güzel yedirildiği için çok etkilendiğim fakat çok klişe bir öyküyü bu blogda yazmıştım. Bir adam depresyona girdiği için psikoloğa gidiyordu ve psikolog ona şehre bir sirkin geldiğini, mutlaka gidip o sirki görmesi gerektiğini, palyaçoyu izlediği zaman hiçbir derdinin kalmayacağını, her şeyi kendi kendine kurup büyüttüğünü, eğlenmeye ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Bunun üzerine adam gözyaşları içinde "Ben o sirkte palyaço olarak çalışıyorum," diyordu. Hani çok sıradan, yüzlerce kez anlatılmış bir "ağlayan palyaço" hikayesiydi fakat Watchmen'de Rorschach bu hikayeyi günlüğüne yazarken gözlerim yaşarmıştı.

İşte onun gibi yeri geldiği zaman beni beynimden vurulmuşa çeviren birçok klişe sözün ve hikayenin anlamını fark ediyorum, çoğunu henüz anlamadığımız için sevmiyor ve basit buluyormuşuz. Her zaman kitap okumanın materyalize edilmesine, süslü kitaplıklara, çok düzenli kitaplık raflarına (çünkü dostum, bir kitaplık çok düzenliyse o kitaplıktan çok az kitap okunmuş demektir, eski ev arkadaşlarımdan tecrübeyle sabit) ve kitap okurken çekilmiş artistik fotoğraflara karşı oldum, bu yüzden kitaplıklarla, kitaplarla, kütüphanelerle ilgili çok prim yapacak özlü sözler, alıntılar yazıp duran insanlardan da, o alıntılardan da tiksindim, kitap okuma eyleminin kendisini amaç ediniyor, bir zorunluluk gibi, caka satmaya yarayacak bir eylem gibi yapıyorlardı bunu, sessiz bir ibadet ya da rutin bir alışkanlık gibi kitap okuyan insanların sayısı azalıyordu ki daha önce çok kere karşılaştığım için klişe sözler mezarlığına attığım bir cümlenin anlamını da geçen cuma günü ilk kez anlayabildim.

"Birine verilecek en güzel hediye bir kütüphane kartıdır." Bu sözü yukarıda biraz anlatmaya çalıştığım insanların çoğunun internet ortamında o kadar çok paylaştığını gördükçe gülüp geçmeye başlamıştım. Bu arada mezun olduğum için şimdiye dek kitap satın almaya ayırdığım bütçeyi aştığımda ve elimde yedek kitap kalmadığında başvurduğum ilk yer olan üniversite kütüphanesinden kitap ödünç alma ayrıcalığımı da yitirmiştim ama bu konu üzerine düşünmüyordum, elimde birsürü okunmamış kitabım vardı.

Mesela yazının tam burasında belki de küçük bir kütüphane fotoğrafı vardır. (Ayyyyynı ilçe halk kütüphanesi.)


Bayram tatilinden sonra bir hafta daha tatilim vardı, bunun son beş altı gününü İzmir'de geçirdim. Perşembe günü evde oyalanır, pineklerken Onur "Aslında seni bugün kütüphaneye götürecektim sürpriz yapıp, hükümet konağının o taraflarda bir Atatürk Kütüphanesi, bir de ilçe kütüphanesi var azıcık arayla, çocukken gider orada kitap okurdum, hazır haftaiçi izinlisin, gidip oradan sana üyelik alalım diyecektim," dedi ve cuma gününü iple çekmemi sağladı, perşembe günü, kütüphanenin açık olduğu saati kaçırmıştık. Cuma günü önce ilçe halk kütüphanesine gittik. Tınaztepe Merkez Kütüphane ile kıyaslanamayacağı kesindi, gerçekten çok seviyordum okulun kütüphanesini. Ama hayalimde yine de büyük bir kütüphane vardı, bulduğum ise sevimli, sıcak ve küçücük bir kütüphaneydi, hiç yoktan tabii ki iyidir, en aşağı on raf okumadığım kitap vardır ve sandığımdan çok daha mutlu oldum üyelik aldığımda, zaten klişeyi yaşayınca anlamaya değineceğim ama yine de Edremit'teki ve hatta tatil beldesi Altınoluk'taki halk kütüphaneleri Bornova'dakinden daha büyüktü. Daha sonra oradan çıkınca da biraz ilerisindeki Atatürk Kütüphanesi'ne gittik, orası daha çok araştırma kitaplarıyla doluydu, üyelik almak için form aldım ama doldurup geri götüreceğimi sanmıyorum. Halk kütüphanesinin formunu hemen orada doldurup kartımı aldım, ödünç kitap da aldım, Ayn Rand'ın yazdığı Hayatın Kaynağı'nı okuyorum.

Ve sonra Onur'la Küçükpark'a yemek yemeye giderken sırıta sırıta gittiğimi fark ettim. Ona da dönüp "Ya internette çok gördüğüm zırva bir söz vardı, şekilci şekilci kitap okuyormuş gibi yapanların paylaşıp durduğu, entelcilerin* pek sevdiği bir söz, kütüphane kartı, birine verilecek en güzel hediyeymiş de yok bilmem neymiş. Ben de her gördüğümde pıfft yapar geçerdim, meğer gerçekten nasıl mutlu ediyormuş ya, meğer nasıl güzel bir şeymiş..." diyerek teşekkür üstüne teşekkür ettim.

Mesela pazartesi sendromu klişelerine de ağzıma gelen her küfrü etsem hiçbir arkadaşım kalmayacak gibiyken iki haftalık tatilden sonra henüz adli tatil bitmediğinden pek işimiz de yokken şu pazartesinin bu saatinde ofiste olunca sanırım gizliden gizliye bu sendromu yenmek için blog yazısı yazıyor olduğumu da kabullenebilirim. En azından ağlayıp sızlanacağıma ve ilgi orospuluğu yapacağıma bir klişeye nasıl empati kurulabildiğini ve klişelerin boş yere oluşmadığını falan anlattım, hani Rock Star filminde çiçeği burnunda vokalist çocuğumuz ilk kez sahneye çıkacakken "Çişim geldi," diyordu (merhaba Tarkan) da Jennifer Aniston ablamız da "Use it babe, use it," diyordu, hah işte, pazartesi sendromunuz varsa onu da sahneye çıkmadan önce gelen çiş gibi kullanın, hayatta her şeyi kendi lehinize çevirebilirsiniz bence, neden olmasın.



*entelci: Onur'la kendi aramızda oluşturduğumuz sevgili dili edebiyatının en çok kullanılan kelimesi. Entelektüel olmayıp, entelektüel birikimi olmayıp da varmış gibi, öyleymiş gibi yapmaya çalışan, bunun şovunu yapmaya ayırdığı vaktin yarısını bile okuyup araştırmaya ayırmayan ve olmaya çalıştığı kişinin sadece şeklini şemalini gerçekleştirebilmiş fakat içeriğini, birikimini asla oluşturamamış insan, aydın taklidi, yapmacık. 

4 yorum:

  1. 'Bir kitaplık düzenliyse o kitaplıktan çok az kitap okunmuş demektir.' Hımmm, hiç böyle düşünmemiştim. Ben de diyorum acaba benim kitaplığım neden hep dağınık? :)

    Yazı çok güzel, ilçe kütüphaneniz bir ayrı güzel. Adeta gerçek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahah teşekkür ederim sabah sabah iş yokken kendimce geyik yaptım :)

      Vallahi ben de birkaç ayda bir "Yok yok bu kez çok güzel düzenleyeceğim, yayınevine göre, yazarına göre, türüne göre çok güzel olacak şimdi..." diye niyetleniyorum, en fazla birkaç haftada eskisi gibi dağılıyor. Eskiden ev arkadaşlarım varken onların kitaplıkları salonda dururdu, çok da düzenli birsürü yepyeni kitap vardı, neyi elime alıp da "Bu güzel mi?" diye sorsam "Bilmem okumadım hediye gelmişti, bilmem benim değil birinden almıştım geri vermeyi unuttum, bilmem ki okurum diye aldım daha okumadım..." derlerdi, arada bir tozunu alırlardı kitapların, yeni yeni fark ettim kitaplık dediğin tozlanır mı ya?

      İlçe kütüphanesi de mükemmel değil mi ahah :F

      Sil
  2. düzenli kitaplıklarla ilgili aynı şeyi düşünüyorum, hatta çok şaşırıyorum o kitaplıklara, benimki üstüme yıkılıyor ya asfdgf :)

    bu arada merhaba ben entelci, kitap konsept fotoğrafları çekmeyi çok seviyorum elimde değil :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşkolsun ben hiç "meclis içine" laf sokuyor muyum kuzum :( Senin de çok iyi tahmin edebileceğin tipteki insanlar entelci işte ahayh! Hem senin kitap fotoğrafların konsept işler, iyi ki de çekiyorsun ortak bloğumuz mis gibi oluyor, ben kitap okurken "Haberim yokmuş gibi çek panpa," yapanlardan bahsediyorum:)

      Sil

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (38) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)