3 Ağustos 2013 Cumartesi

Mezuniyet ve Koltuk

Ivich Serguine, Jean-Paul Sartre'ın yarattığı karakterlerden biri, Özgürlüğün Yollarında üçlemesinde yaşıyor. Kendisinin en belirgin özelliği, benim en sevdiğim çoğu karakterin ortak özelliği: bir tehlike hissettiklerinde bu tehlike karşısında uyuşmaları. Cevval karakterleri, kahramanları, cesur tipleri de romanına göre seviyorum fakat en sevdiğim karakterler her zaman bir olay karşısında sıkıntı duyduklarında bu sıkıntıyı her halleriyle belirten karakterler.

Hayatımın geçmiş en az dört, en fazla on yılı, duyduğum sıkıntılar yüzünden içimde büyük travmalar biriktirip onlara göre hayatımın akışını aksatmakla akıp gitti, son iki yıl en şiddetli sancıların yıllarıydı fakat geçiyor, insanoğlu kendi kendine çok güzel çelmeler takıyor, bunu fark ettikten sonra geçmeyecek sıkıntı yok. Geçen yıl ve önceki yıl boyunca en büyük ayak bağıma dönüşmüş olan, somut bir şekilde zincir gibi ağırlığını hissettiğim okulu bitirebildim, bitirebileceğime umudum kalmamıştı ama hallettim. Bu süreç içerisinde, sadece okulum bitmiyor diye bile hayattan zevk almadığımı iddia ediyordum, tipik bir varoluşçu roman karakteri gibi tek bir derdin, etrafımdaki tüm varlıkları etkilediğini, renklerini puslandırdığını düşünüyordum. (Üzerine başka başka dertler de eklendiğinde, her zaman karamsarlığa kapılıyordum.) En net hatırladığım iki an var, okulun bitmeyişiyle ilgili hissettiğim "beyin pamuklanmalarıyla" ilgili, birinde arkadaşım Mutlu'nun evinde gece geç saate dek oturup garip bir içki içiyorduk, Mutlu benim oldukça zeki biri olduğumu ama kendimi aptallaştırmaktan zevk duyduğumu anlatıyordu bana, neden böyle yaptığımı merak ediyordu, bunu bilerek tercih edip etmediğimi, davranışlarımın farkında olup olmadığımı soruyordu ve sonunda benim uyuşukluktan çıkabilmemin mümkün olmadığını, bu kafayla devam edersem belki çok uzun bir süre sonra ancak çıkabileceğimi söylemişti. İşin ironik yanı şuydu ki, Mutlu bunları anlatırken bile beynimde pamuklar dolu gibi geliyordu bana, okul bitmemişti, yine ailemi hayal kırıklığına uğratmış üstelik yaşıtlarım kerli ferli avukatlar olmuşken aşağılık kompleksinin en derin yerinde yüzerek kendimi salak gibi hissetmeye başlamıştım, bu yüzden etrafımdaki her şey çürümüş gibiydi ve içtiğim içki de, ilk kez tatmaktan zevk almam gerekirken ağzımı çürütüyordu, dilimi eritiyordu, midemi yakıyordu, hiçbir şeyden zevk almadığım gibi her neyin içinde olursam olayım o durumu zorunluluktan sürdürmem gerekiyor gibi geliyordu. İçki içeceksek, onu da yapmalıydım, müzik dinleyeceksem onu da dinlemeliydim, dışarı çıkacaksak dışarı da çıkmalıydım ama içimden geçen bir yatağa gömülüp sonsuza dek oradan çıkmamak, mümkünse yok olmaktı.

Hatırladığım diğer net bir anı ise, Mert'in diplomasını alıp buradaki baroya başvurmak için İzmir'de birkaç gün kalması gerektiğinde benim misafirim olduğu bir zamanda, benim yine "Bu okul bitmeyecek, çünkü ben yapamayacağım, bunu yapabilecek gibi hissetmiyorum, anlamadığım için değil, sevmediğim için de değil, bir şey beni kilitliyor, bir şeyden dolayı başarısızlığa uğruyorum sürekli ama bilmiyorum..." diye ona dert yandığım bir geceydi. O nasıl bitirmişti anlamıyordum, onun başarmasını sağlayan ve bende eksik olan şey neydi bilemiyordum. "Canın ne yapmak istiyorsa onu yapamıyorsun, bir başarısızlık yüzünden kendini duraklatıyorsun, bir roman yazıyor olduğunu biliyorum ama devam etmiyorsun çünkü mezun olmayı bekliyorsun, beyninde birsürü beste olduğunu biliyorum ama çalmıyorsun çünkü mezun olmayı bekliyorsun, her şeyi de buna bağladığın için, bunun sorumluluğuyla kendi kendini geriletiyorsun, mezun olamadıkça kendi istediğin şeyleri de yapamadığın için hiçbir şeyden zevk almıyorsun," demişti. Usul usul ağladığımı hatırlıyorum çünkü doğru söylüyordu, içimden geldiği gibi hareket edemeyip kendi hareket alanımı kısıtlayan da yine bendim. O sırada oturduğumuz odadaki boş koltuğu gösterip "Her şeyin bir amacı var, bir hareket alanı var, her şey aslında konuşuyor, o frekansı yakalarsan her şey sana bir şeyler anlatır ama sen sadece mezuniyeti görmek için o kadar körleşmişsin ki, şu koltuğun yıllardır orada durduğunun bile farkında değilsin," demişti. Gerçekten koltuğu ilk kez görmüş gibi bakmıştım. "Haklısın, o koltuk eski ev arkadaşım Tomris'indi, giderken her eşyasını götürürken bunu götürmeyi unutmuştu, çok severdim o yüzden bu koltuğu, nasıl da unutmuşum..." demiştim. Mert de omzumu pışpışlayıp "İstediğin şeyleri yap, beste mi yapacaksın, en basit şeyleri anlat, romanına mı devam edeceksin, ya da kısa bir öykü mü yazacaksın, en basit, en iyi bildiğin şeyleri anlat ki gerçekten hissettirebil, bak bu koltuğu ne kadar sevdiğini anlat, koltuğu dinle, onun şarkısını yap..." demiş, yanımdan kalkmıştı. 

Bu evde en sevdiğim oda, çalışma odası, şu an içinde bulunduğum odada sadece iki kitaplık, bir masa, bir sandalye ve o koltuk var. O koltuğun şarkısını yapmak ya da öyküsünü yazmak bir - iki yıldır aklımda fakat her zamanki gibi mezuniyete kadar her şeyimi erteliyordum, her zamanki gibi "Yine başaramayacağım" korkusu yüreğimin tam ortasından tüm vücuduma yayılıyordu, tüm hareketlerim uyuşuktu, beynim pamuklanmıştı ama sonunda beni özgür kılacağına inandığım ve buna inandığım için beni gerçekten özgür kılan o şey gerçekleşti. 

O güzel şeyden bir süre sonra Ivich Serguine'in de içinde bulunduğu Bekleyiş'te şöyle bir paragraf görüp oturup sevgili koltuğum için bu yazıyı yazdım:

Bir boşluk olacak. Küçük bir boşluk. Andre: Sesim o kadar az çıkar ki. Elimde bir kitap koltuğa otururum, o çorapları yamar, konuşacak bir şey bulamayız. Koltuk hep yerinde kalacak. Önemli olan koltuk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (38) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)