9 Ekim 2013 Çarşamba

Notlar

Selin ve Melda son yazılarında birtakım notlarla gelince ben de bu bloğu ölü blog haline dönüştürmemek adına, üstelik onları da kıskandığım için arada bir notlar yazıp yazıp gitmeye karar verdim, böylece hem kısa sürelerle hayatımızın ne alemde olduğunu ve gün içerisinde neler düşündüğümüzü buralara bırakırız, hem de Blogger aktif kalır, burasının gitgide ölmesini hiç sevmiyorum.

1 - Selin, Melda ve Gamze, şimdiye kadar denk geldiğim en iyi "internet arkadaşlarım" oldular. Bazı arkadaşlarımızla sadece internetten konuşma olanağı buluyoruz ve bazı insanlarla da sadece internet sitelerinde birbirimize denk geldiğimiz ve kanımız kaynadığı için arkadaş oluyoruz, ikisinin arasında bence azımsanamayacak bir fark var ve pek çok insanın bu farkı ayırt edemediğini gözlemliyorum, kafanızın azıcık uyuştuğu insanlarla derhal bodoslama, aşırı doz bir arkadaşlığa koşmaya çalıştığınızda genelde "çok muhabbet tez ayrılık getiriyor" ama söz konusu arkadaşları çok uzun süredir bloglarından tanıdığımdan, aralarında aynı şehirde yaşadığımız tek kişiyle de zaten görüştüğümüzden benim için onlarla sohbet etmek, uzaktaki bir arkadaşımla görüşemediğim için internetten sohbet etmek zorunda kalmakla aynı şey. Hepsi de İzmir'de yaşasalardı muhtemelen Altın Kızlar gibi yaşlanırdık.

2 - Mezun olur olmaz hiç vakit kaybetmeden (yeteri kadar kaybettiğim için de olabilir miydi acaba ahah?) avukatlık stajımı başlattığım için şimdiden savcılık stajımı ve bir konferans katılımımı tamamlayıp ağır ceza mahkemesi stajıma geçtim. Bu sabah dört ağır ceza duruşmasını arka arkaya izledim ve en doğru kararımın ceza hukukçusu olmak istediğim olduğunu fark ettim. Bir yıl kadar bir icra avukatının yanında çalışmıştım, sadece haciz müzekkereleri ve icra takipleriyle uğraşmıştım, kendimi köreltip mesleğimden o kadar soğumuşum ki şimdi uzaktan bakınca fark ediyorum. Hukukta mesleki tatminin en yüksek olduğu alan ceza hukuku gibi geliyor, icra hukukçusu olup başka insanların paralarının peşinden koşup birilerini üzdüğünüzü görüyorsunuz, şirket hukukçusu olup şirketlerin af buyrun pezevenkliğini yapıyorsunuz, boşanma avukatı olup sarışın hanımefendileri kerli ferli beyefendilerden boşuyorsunuz, yine birsürü üzüntü görüyorsunuz, gördüğünüz, uğraştığınız şey, ceza hukukunda çok fazla üzüntü var diye uzak durduğunuz yıkımın ta kendisi oluveriyor. Oysa sizin "Pis işlerle uğraşmayayım, çok fazla tecavüz, yaralama, öldürme, hakaret var..." diye uzak durduğunuz ceza hukukunda, o kadar haklı olan ve hiç hak etmedikleri kötü davranışlara maruz kalan insanlara yardım ettiğiniz için adaletin yerini bulduğunu somut olarak görüyorsunuz. (Aklınıza Ethem Sarısülük'ün ailesinin vakurluğunu getirsenize.) Şu an çalıştığım büro, tıp hukuku, icra hukuku, ceza ve miras hukuku konularında eşit davalar alıyor, icra dairelerinde çürümüyor olmaktan zaten mutluydum, bugün de gerçek bir ceza hukukçusu olabilme ihtimalimi hissettim, ne güzel.

3 - Stajın ikinci ayında staj tezimin konusunu belirlemem lazım, tıp ceza hukuku, kadının cinsel istismarı ya da bilişim yoluyla işlenen suçlarla ilgili bir şeyler dönüyor aklımda ama bir yandan da "Dünyayı kurtarmayacaksın, sakin sakin herkes gibi iş hukuku, kıdem tazminatı, şirketler hukukuyla ilgili sıkıcı bir şeyi on sayfa anlat, geç..." diyorum, dünyayı kurtarıp kurtarmayacağımı göreceğiz.

4 - Stajla ilgili son notum şu, hiçbir şey bilmeden staja başlamaktansa öğrencilikte çalışmak çok çok iyiymiş. Yine de siz benim gibi sekiz yılda üniversite bitirmeyin. Öyle olunca son üç yıl zaten çalışıyorsunuz falan, o kadarına da gerek yok.

5 - Melda'yla birlikte birsürü öykü yarışmasına katıldık, o kadar ki çoğunun açıklanma tarihini bile bilmiyorum, Melda benim kalem arkadaşım oldu, hiç üzerine düşünmeden bir de baktık ki nerede bir öykü yarışması var, birbirimize haber veriyoruz, bir de baktık ki ne zaman bir şey yazmaya başlasak diğerimizin fikrini alıyoruz, bir fotoğraf görüp fotoğrafın öyküsünü yazıyoruz, filmlere alternatif sonlar üretiyoruz falan, bir gün birlikte bir şey yazmak isteyeceğim iki kişiden biri kesinlikle Melda.

6 - Babamla ilgili çok güzel haberler geliyor. İki yıl önce, zaten derinde yatan başarısızlık bunalımına bir de babamın rahatsızlığı da eklenince ağır bir dönem geçirmiştim, şimdi geriye baktığımda boşa harcadığım günler görüyorum. Yine de her üzüntüden, her bunalımdan birkaç iyi şey çıkıyor, yine de çok mutsuz değilim o günlerle ilgili. Fakat belki de en büyük kayıplarımdan biri Breaking Bad olmuştur, tam dizi izleme alışkanlığımı yeni yeni oturturken bana izleyecek dizi önermek isteyen bir dangalak çıkıp da "Adamın biri akciğer kanseri olduğunu öğreniyor ve kesin ölecek tamam mı, kesin öleceği için, hiç kurtuluşu yokmuş çünkü akciğer kanseriymiş, işte o yüzden meth yapımına başlıyor kanundışı olarak, nasıl olsa kesin ölecek, kaybedeceği bir şey yok!" diye tavsiye etmişti Breaking Bad'i. Çok altın kalpli bir insan olduğum için (!) ne o dangalağı bozdum ("Heheh, ilginçmiş, neyse..." deyip geçmiştim,) ne de sizin hevesinizi kırdım ama ne zaman biri Breaking Bad'e çok heyecanlansa çok canım yanıyordu. Bir yıl kadar daha kritik dönemi atlatmış olmuyormuşuz, öyle diyorlar, rutin kontroller de yine de sürüyor ama bilekleri benim bileklerimden ince değil artık, kilo aldı, saçları uzadı, en güzeli. Bir yıl sonra tamamen bu iş bittiğinde herkese benden çay, Şakir'e yok.

7 - Orhan Pamuk, önyargıyla yaklaştığım bir yazardı, Kara Kitap'ı bile sırf bu önyargı yüzünden o kadar ağır okumuştum ki sonunda kitabı sevmiş olmam bile önyargımı yıkamamıştı. Masumiyet Müzesi'yle Sayın Pamuk beni bir duvardan aldı diğerine çarptı, oradan alıp yere çaldı. Takıntılı roman karakterlerine aşinaydık fakat Kemal'in takıntıları, kendime en yakın bulduğum takıntılardı, siz "çöp ev" dersiniz, biz bundan sonra "Masumiyet Müzesi" deriz.

8 - Akıllı telefon kullanmıyorum, çok eski, markasını bile bilmediğim bir Nokia kullanıyorum, Onur'un telefonuydu, benim telefonum bozulunca bana vermişti (sırf bu yüzden bile bozulana kadar kullanırım) ve akıllı telefondan değil ama akıllı telefon kullanıcısı insan kavramından ne yazık ki tiksiniyorum. Konuyla ilgili Ekşi Sözlük entry'mi buraya da atıp kaçayım: https://eksisozluk.com/entry/37382482

9 - Söylediği iddialı her sözü en fazla bir yıl sonra geri alan yazar, "indie" diye bir müzik türünün var olmasının saçmalığını, "singer-songwriter" janrının eğilip bükülerek böyle saçma, genç işi bir şeye dönüştürüldüğünü uzun bir süre dalga geçerek savunduktan sonra Lisa Hannigan'dan başka bir şey dinleyemez oldu. (Fırk.)

10 - Yeni gruplar keşfetmek için çok şahane yollarım var ve bu keşifler için bayağı vakit harcıyorum, son keşfim Big Big Train oldu mesela, neyse efendime söyleyeyim yoğun bir çalışma programım yok sayılır, herkesin gidip geldiği saatlerde mesaiye gidip geliyorum fakat pek çoğunun Facebook yenileyerek geçirdiği zamanı hala yeni filmler, yeni müzikler peşinde internette ve yeni kitaplar peşinde kütüphane, sahaf yolları, e-kitap paylaşım forumlarında geçiriyorum. Bu yüzden bu konularda geliştirdiğim zevklerim benim için çok önemli. Başkalarıyla paylaşmak istediklerimi kapıları sonuna kadar açarak paylaşıyorum, sadece kendime saklamak istediğim, bağrıma basıp "Lütfen herkes keşfetmesin, lütfen sadece benim ve özel birkaç kişinin kalsın!" diye etrafa kötü bakışlar attığım kitaplar, filmler ve albümler de var. Takıntılar, beni sevimli bir insan yapmıyor, Amelie takıntıları gibi değil bendekiler, benim takıntılarım körüklenince ben aniden bir Samuel Beckett karakterine dönüşüyorum, bu yüzden hiçbir zaman sevimli bir kadıncık olamayacağım.

11 - Detaylara önem verdikçe bütünü kaçırmaya başladığımı, bütünü hedefim haline getirince de detaylardan zevk almadığımı bildiğim halde ne zaman birini ıskalasam cinlerim tepeme çıkıyor, kendi içimde denge kuramadığımda hayat çok zor ve hiçbir zaman denge kuramıyorum. Yaşamım günbegün bakıldığında çok güzel fakat dışarıdan kendime bakıp kendimi birkaç yıl sonraki halimle görmeye çalıştığımda gördüğüm hoşuma gitmiyor. Oysa kahretsin, hayatım çok güzel. Aslında çok sefil hissetmem gerekirken çok mutluyum, ne zaman sefil hissetsem de "Mutsuz olacak bir sebep yok!" diyerek kendi kendime paradoks yaratıyorum, büyükbabalarımla tanışmak ister misiniz?

12 - Bugün, bir yıldan fazla süredir çalıştığım işyerimde, benden başka kimsenin kullanmadığı bilgisayarda, kendi odamda, odamın kapısı kapalıyken uTorrent'le Alfred Hitchcock'un Rebecca'sını indirdim, ne yönetmenin gelip benden hesap soracağı var ne de o birkaç dakikada yakalanma ihtimalim, ama kendi kendime adrenalin pompaladım, sizin rafting'e verdiğiniz parayı ben şimdi gidip biraya, sigaraya, gönül rahatlığıyla yatırabilirim.

13 - Sigarayla ilişkimizin adını koymamaya karar verdik. Yıllar içinde Onur'la bile bu kadar dalgalı bir ilişkimiz olmadı, sigara resmen benim Nancy'm. (Hah ben de Sid oldum, tam oldu, bir bu eksikti.)

14 - Ison Kuyrukluyıldızı hakkında hiç heyecanlanmıyor olmanızı hiç anlamıyorum, hayatımızda görebileceğimiz en parlak kuyrukluyıldız, pek çoğunuz farkında bile değilsiniz.

15 - Bu kadar not yeter ve bu çok hoşuma gitti, bundan sonra arada bir notlar tutacağım.


4 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Birini daha bulalım Üç Kalemşörler olalıııdfmdfnssömdfsfdlşsfdjsdflkjfsd çünkü bok etmezsem olmaz bağyan.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. :)) seni çok özledim Özgün, bunda çok ciddiyim.

      Sil

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (38) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)