29 Mart 2015 Pazar

Ta daaa!










Logolarını ben yaptım diye demiyorum çok güzel, çok tatlı bir şey ortaya çıktı. Oyun sevenler bir göz atsın derim.









14 Mart 2015 Cumartesi

Döndük

Buraya çok fazla ara verdiğim için iddialı bir "Döndük!" başlığı attım ama fiziksel imkansızlıklar nedeniyle (elim kopmuş olsa ya, oysa sadece bilgisayarım sıkıntılı) yine çok sık yazmayacağımı biliyorum. Yine de, neler oldu, neler yaşadık, neler yapacağız biraz bahsedip yine belirsiz bir zaman için gideceğim.




Kendime dürüst olmam gerekirse son iki - üç yılda kendi kendimi gereksiz yere sıkıntılı süreçlere soktuğumu artık net olarak biliyorum. İnsana aydınlanma bir anda geliyor, yaptığı şeyden ve bulunduğu yerden mutlu olmadığını hissetmek, hiç abartmıyorum iki saniye alıyor. Pişmanlık gibi değil, sadece "Kendimi bu kadar zorlayarak yaptığım şeyler, gerçekten yapmama değiyor mu?" hissi sizi bir kez vurduktan sonra geri dönemiyorsunuz ve ya gündelik rutinler iyice keyifsizleşmeye başlıyor, ya da kötü geçebilecek her türlü süreci göze alıp silkiniyorsunuz. Hayatımda bayağı büyük bir silkinme yaşadım. Her zaman kendi kendimi gerçekleştirebildiğimi düşünür ve hatta bununla övünürdüm. Oysa son zamanlarda kendimi çok çirkin bir kapana sıkışmış gibi hissediyordum. Yapmak istediğimi sandığım hiçbir şey, gerçekten yapmak istediğim şeyler değildi. Hayatımın düzenli, temiz, yerli yerinde ve "iyi" olması gerektiğini düşünerek bir şeyler yapıp düzeni tek başıma korumaya çalışırken iyiden iyiye deliriyordum. Sonra silkinip hiçbirimizin iyi olmak zorunda olmadığımızı kabullendim. "Birisi" olmaya çalıştıkça o kişiden uzaklaşıyorsunuz, hiçbir şey olmaya çalışmadan düz yaşadığınızda ortaya çıkan kişiden başkası değilsiniz ve benim dümdüz yaşamaya ihtiyacım vardı. Böylece ev geçindirmek zorunda olan, bunun için hem tam zamanlı bir işte çalışan, hem ek işler yapan, hem mesleki yükümlülükleri olan, hem başka birini mutlu etmeye çalışan, hem de her şeyin arasında kendi zevklerine vakit ayırmaya çalışırken kendi zevklerini bile birilerine ispatlaması gereken, tamamen yapayalnız ve bir kenarda kalmış birine dönüştüğümü fark edince "Ben bu kişi olmak istemiyordum," dedim. Yalnızlığın insanı güçlendirdiğini, yok efendim çok çalışmanın insana güç verdiğini, yok efendim iyi bir meslek sahibi olmanın önemli olduğunu falan basbas bağırırken savunma mekanizmamın bana neler ettiğini görememişim.

Silkindikten sonra bir daha asla kendi hayatımı, kendi ellerimle başka bir insanın eline vermeyeceğimi biliyordum. Çünkü insanız, çünkü özgürüz, eğer birlikte yaşamak, içinden çıkılmaz bir "kendini gerçekleştirme ispatına" dönüşmüşse orada özgürlük kalmamış demektir.

O yüzden, şimdi gerçekten hem özgür olduğumu, hem de hakikaten bir şeylerin yolunu bulduğunu biliyorum. Çünkü sevdiğim insanın da, benim de, birbirimize duyduğumuz sevgi, hayranlık ve bağlılık dışında birbirimizle bir yarışımız ya da kavgamız yok. Herhangi bir şey için çabalamamıza gerek yok. Üstelik artık yalnız değiliz. Hatta iyi olmak zorunda da değiliz, hiçbir şey olmak zorunda değiliz, güzel ve düzenli bir hayatımız olmak zorunda da değil, hiçbir zaman güzel ve düzenli hayatlarımız olmadı. Biz öyle insanlar değiliz, sadece "biz"iz. Canımız nasıl istiyorsa öyle yaşıyoruz ve bir gün kontrolü elimden bırakırsam, her şeyi kontrol edemezsem, her şeyin dağılacağını sanıyordum, sadece canımın istediği şeyleri yaparken her şey kendiliğinden bir düzene kavuştu. Avukat olduktan sonra çalışmaya başladığım ilk büroda her şeyin kötü olduğunu fark ettiğim anda istifa ettim. Eskiden "İstifa edersem aç kalırım, ölürüm, hayatımı bir daha toparlayamam, zaten fakirim, sıkışmışlık hissinden kurtulamam..." diye kendi kendimi içimden öldürerek devam edeceğim o işten ani bir şekilde ayrılıp sadece iki hafta sonra, şu an hala çalıştığım ve içime şimdiye dek çalıştığım yerler içinde en çok sinen büroda çalışmaya başladım. Çünkü kimse biraz sıkıntılı günler geçirince ölmüyor, ama sıkıntılı günlerden korkarak yaşamını değiştiremediğinde ise ölmekten kurtulamıyor.

Sadece canımız istediği için, birlikte stüdyoya girmeyi özlemiş olduğumuz için yeniden müzik yapmaya başladık. Ödev gibi repertuar çalışarak değil, sınav gününe hazırlanır gibi konser gününe hazırlanarak değil, sırf bir iş yapmış olmak için içimize sinmeyen bir şeyler çalarak değil, kendi kendimizi vakit ayıramayacağımız projelerin içine atıp da zorla devam ederek değil. Plansızca, programsızca, canımız istedikçe... Sadece o güzelim parmakların baget tutuşunu görmek için yeniden birlikte müzik yapmak istedim. Ve çok güzel oldu, hiç bu kadar severek ve isteyerek stüdyoya gitmemiştim. 

İyi biri olmaya çalışmıyorum, çünkü aslında hiçbir zaman bir melek değildim, sadece kibar olmaya çalışıyordum. Eskiden, çok basit olması gereken her şey bir mücadele gibiydi, yemek yapıp yemekten tutun da, kitap okumaya, film izlemeye dek. Günlerce doğru düzgün yemek yemezsem de aklıma gelmediğini keşfettim, çok sevdiğim bir kitabı bitirene kadar hiç ara vermeden okumak için evi dağınık bırakmanın kimseyi öldürmediğini fark ettim. Kilo almak, vermek, güzel giyinmek, doğru davranmak, yükümlülük gibi saçmasapan rutinlere salak gibi bağlanıp kalmak gibi dertlerim olmadan yaşamanın güzelliğini hatırladım. Güzel bir iş sahibi olmak, toplum içinde yer bulmak, derli toplu görünmek falan hikaye; ne yaparsam yapayım kendim gibi yaptığım sürece mutluyum.

Her şeyi bana hatırlatan kişinin özgürlüğü beni kendime getirdi, özgürlük beni resmen geri getirdi. 

Ve, bir insanı affetmenin kalbin çok riskli bir yerinde olduğunu anladım. Affetmek ve birinin sizi ne kadar kırdığını sadece unutmak birbirinden tamamen ayrı şeylermiş. Hayatım boyunca gerçekten affedeceğim son kişi Yiğit olacak.

Not: Birdman'de eski eş kulise geldiğinde söylenen "Sahi biz seninle neden boşanmıştık, hatırlıyor musun? Ben hiç hatırlamıyorum," repliği yüzünden bu yazı üç haftadır içimden çıkmaya çalışıyordu. 

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)