25 Aralık 2015 Cuma

The Beatles İle İlgili Anılar "Top 5" Listesi

 Selam, burayı unutmadım. ^.^


 Bugün Spotify, daha önce The Beatles albümlerini bünyesinde barındırmazken artık The Beatles'ı da dinleyebileceğimizi müjdeleyen bir e-posta attı. Günlerdir Yiğit gececi çalışıyor, o gidene kadar da Seth Rogen ve James Franco filmleri izliyoruz, o gittiğinde de Shameless izliyorum çünkü ağır bir gerçek hayattan kaçış sendromuna tutuldum, çünkü yılın bugünlerini sevmiyorum ve son zamanlarda stresli günler geçiriyordum. The Beatles e-postası pamuk şeker gibi duruyordu gelen kutusunda, Yiğit gidene kadar Pineapple Express izledik ve o gittiğinden beri Spotify beni oturduğum yerde sağa sola sallandırıyor. "İğrenç bir hafta geçiriyorum, sevgilimle akşamları ayrı kalıyoruz, stresli dosyalar arka arkaya geldi, planlarımız aksadı," derken kendimi "Aslında hafta güzel bitiyor, sevgilimle ne güzel vakit geçirdik, Freaks and Geeks tayfasının izlemediğimiz filmi kalmıyor, aslında işimi seviyorum, elle tutulur güzel bir şey yapıyorum, planlarımızı haftasonuna kadar erteledik, demek ki çok muhteşem bir haftasonu geçireceğiz..." diye her şeyi pozitif haliyle görebilirken buldum, çünkü The Beatles insana bunu yapar.

 Telif hakkı işini ayarlayan insan bugün sırf benim sayemde bile cennetlik olmuşken bir The Beatles ile ilgili anılar listesi yapalım. 

 1 - Yesterday


 Eskiden klavyeci olduğumu artık hepiniz biliyorsunuz, kendime de hatırlatmak için milyonlarca kez tekrarlıyorum. Ama evin esas klavyecisinin ben olmadığımı belki bilmiyorsunuzdur. Ablamın güzel sanatlar fakültesine hazırlanması için kendisine özel hocalar tutulurken evde dört oktavlık küçük, tatlı bir Casio varmış ve ben o eve doğmuşum. Benim klavyeye büyük ilgi gösterdiğim görülünce "Daha çok küçük, bozmasın," diye elimin altından çekmek yerine annem ve ablam bana notaların isimlerini, tuşların hangi notalar olduğunu, siyah tuşların bemol ve diyez olduğunu, bemollerin ve diyezlerin nasıl işlediğini öğretmişler, iki buçuk yaşımda kendi kendime okumayı söktüğümde annem bana nota okumayı da öğretmiş, ablam da klavye tuşlarının üzerine notaların isimlerini yapıştırmış derken ben bu işi böyle böyle sökmüşüm. (Üniversitede ilk yıl seçmeli ders seçilirken üniversitede beden eğitimi dersi aptallık gibi geldiğinden müzik dersini seçmiştik, sınıf arkadaşım olan Yiğit'le birlikte çaldığımız ilk grubumdaki gitarist arkadaşla birlikte. İlk derste müzik dersine giren insan "Tamam şöyle yapalım, artık üniversite öğrencisisiniz, size ders anlatmayacağım, enstrüman çalanlar ne çaldıklarını söylesinler, ne zamandır çaldıklarını da söylesinler, birkaç kişi bize dönüşümlü olarak her hafta bir şeyler çalsın ya da her hafta bir klasik müzik eseri dinleyip yorumlayalım..." demişti. Bizim eleman "Gitar çalıyorum, elektro gitar ve akustik gitar, yaklaşık sekiz on senedir falan..." diye cengaver gibi ortaya atılınca "Benim neyim eksik, biz birlikte bile müzik yapıyoruz, ben de söylerim!" diye ardından atlayıp "Klavye çalıyorum, gitar çalıyorum, klasik gitarı ortaokuldan beri, klavyeyi kendimi bildim bileli çalıyorum..." demiştim, hem de büyük bir naiflikle. Başta eğitimci olmak üzere bütün sınıf, hatta sınıf arkadaşım/eski saz arkadaşım/meslektaşım da bıyık altından gülüp "Hahaha, kendini bildin bileli? Uu çok iddialı..." falan demişti, İDDİALI TABİİ. Yerseniz. :( )

 Evde birkaç klavye, saz ve blokflüt metodu vardı, evde saz çalan da yoktu üstelik, gizeme koş... Klavye metodlarından birinde Yesterday'in çift elle çalınabilmesi için Casio klavyelerdeki power-chord olayı vardır, o olaya uyarlanmış bir versiyonu da bulunuyordu. Şöyle ki, içimizdeki müzisyenler benim bunu anlatamayışıma kan ağlayacaklar ama, mesela la minör akorunun sesinin düzgünce çıkabilmesi için la, do ve mi notalarına aynı anda kusursuzca basmak gerekirken Casio klavyelerin bir özelliğini aktifleştirdiğinizde la notasının bir sağındaki notaya aynı anda bastığınızda la minör olur, iki notaya aynı anda bastığınızda la minör yedili olur, üç notaya aynı anda bastığınızda aman allah neler neler olur kimbilir ama power-chord işleri kolaylaştırmak için küçük bir trick idi, bunu bilsek yeterli. Benim minik çocuk ellerim bir piyano akoru tamamlamak için yeterli olmadığından power-chord olayını çözdüğümde yıllar boyunca aşamadığım iğrenç bir tembelliğin de önü açılmıştı. Yesterday, benim iki elimi kullanarak klavye çaldığım ilk şarkıydı ve ben bu şarkıyı çalarken Yesterday'i daha önce hiç dinlememiştim. İşin güzel kısmı burada başlıyor. Kendi kendime evde oynaya oynaya Yesterday ile iki elle klavye çalmayı çözerken, yaş beş veya altı falan olacak, annemin "Aa Beatles çalıyor, ne güzel..." demesi, ablamın karışık kasetlerden falan Yesterday bulup dinletmesi, benim sözlerin nasıl okunduğunu da metodun üzerine not etmem, iki elimle Yesterday çalıp söylerken babamın "Cazcı olur bu kız..." demesi (Önce rocker oldum, sonradan kendimi bozup avukat oldum, kader...) ve benim o şarkıyı çalmaya başlarken şarkıyı hiç bilmemem, ilk kez dinlediğimde "Aa iyi iyi benzetmişim çalarken, resmen aynısı gibi olmuş..." diye o küçücük aklımla geçirmem... En iyi The Beatles anısı.

2 - Michelle 


 Yiğit'le ilk sevgililiğimizin geçtiği Şirinyer'deki tatlı, garip evde, Yiğit'in "üvey kızkardeşi" Doğa ve onun sevgilisi Doğa da olurdu, dünyanın en uzun haftasonlarını yaşardık. Doğa The Beatles'ı çok severdi, uyandığımızda mutfaktan gelen şarkıları hatırlıyorum, gruplar ve şarkıcılar The Beatles, Queen, Redd, Bülent Ortaçgil ve Kargo olurdu genellikle, o yıllarda ağır progressive metalci insanlar olarak yine de Doğa sayesinde fonda güzel müzik dinlemişiz.

 The Beatles, Spotify'da ve pek çok yasal platformda bulunmadığı için kendi bilgisayarımı ayda üç beş kez açtığımdan evde uzun süredir dinlenmiyordu. Birkaç ay önce yine eski günlerdeki gibi bir haftasonu geçiriyorduk, nerden aklıma geldi hatırlamıyorum, Across The Universe'ten bahsetmeye başladım, sonra birbiri ardına Beatles şarkılarını Youtube'dan dinlerken Michelle'e geldik, Yiğit de ben de ezbere söylerken şarkıyı Şirinyer'deki evde ne kadar çok dinlediğimizi hatırladık, "Doğa'nın en sevdiği şarkıydı," diye Doğa'yı andık, bir iki gün sonra da doğaçlama gelişen bir şekilde Doğa'yla haberleştik, Michelle bizim yıllardır görmediğimiz fahri kızkardeşimizdi. Michelle, bizim Şirinyer'de kurulan pazarın, dağılan anaokulunun, Doğa'nın mutfakta dinlediği müziklerin sesinin odaya dolması, uyanmak istenmeyen uyku, odanın ortasında kurulu davul seti, sigara dumanından sislenmiş oda, siyah yağlı boyayla boyanmış abajur, artan yağlı boyayla duvara çizilmiş S ve Y harfleri, ejderha yüzükleri, dikenli bileklikler, gazeteden kesilen kelimelerle yapılmış "On santimetre Can barajı yetkilileri harekete geçirdi bu bir tehlike!" kolajı, refleks geliştirme alıştırmaları, ilk sigara pakedimi satın alışım, uzun siyah lüleler ve kızıl saçlar. Biz nasıl büyüdük ve evleniyoruz benim aklım almıyor, nasıl eroinman olmadık, nasıl ölmedik, nasıl adam olduk, bunlar hep işin içine Michelle'in de karışmış olmasından.

3 - Help!


 Help, neşeli müziğine olanca ters hüzünlü sözleri ile, Deep Purple'ın tam ruhuna uygun yavaşlatılmış metronomuyla sevdirmişti kendini bana, Buca'nın en çirkin yerine kurulan karma öğrenci yurdunda, yurdun merdivenlerinde oturup dinlediğim bir cd-çalarda. Fakat The Beatles'ın, en kötü haftalardan birini bile güzel bir hafta gibi gösterme büyüsü nedeniyle, bu kadar hüzünlü bir yardım çığlığının bu kadar sevimli atılabilmesi, tıpkı o kalbi kırık on dokuz yaşındaki kızın yurt koridorlarında, merdivende oturup sigara içerek Help dinlediği halinin dev bir zaman aralığından bakılınca çok önemsiz gelişi gibi geliyor, Help'i her dinlediğimde o dünya çirkini mimariye, iğrenç hijyen anlayışına, normal şartlar altında beş dakika oturup konuşamayacağımız sekiz kişi doluştuğumuz minicik odalara rağmen güzel geçen iki yıl hatırlatıyor kendini, özellikle de bir akşam Bornova'dan ne kadar üzgün döndüğümü, şimdi yine Bornova'dayım, hayatım daireler çizerek geçiyor. Help, tam bir öğrenci yurdu gibi, çok çirkin, çok hüzünlü ama eğlenceli.

4 - All You Need Is Love 


 Buca'daki avlulu eski rum evinde film izleyeceğimiz bir gece, Selcen bize Across The Universe izletmeye karar vermişti çünkü Özgün de ben de daha önce izlememiştik. Yine yılın bugünleriydi. Yılbaşına özel bir şey vardı, tam hatırlamıyorum ama Selcen böyle şeyleri bulmakta çok iyidir, internette çılgın bir projeydi, yılbaşına kadar dünyanın her yerinden insanlar All You Need Is Love'ı söyleyip videoya kaydediyorlardı ve hepsi birlikte bir kolaj gibi yayınlanıyordu. Across The Universe gazıyla Selcen bundan da bahsetti, Özgün ve ben de böyle şeylere bayılırdık, eksik kalamazdık. Küçük, eski bir evin salonunda yere oturup önümüze mumlar yakıp ışıkları kapatarak biz de All You Need Is Love'ı söyleyip kaydedip yollamıştık ve bizimki de yayınlanmıştı, söylerken mumlar sayesinde kabak gibi sırıttığımız, güldüğümüz görünmemişti ama en eğlendiğim anlardandı, mumlar da saçlarımız yağlı görünmesin, gecenin bir yarısı çirkin çıkmayalım, gözlerimiz pörtlemesin diye küçük hilemizdi, çaktırmamıştık.

5 - While My Guitar Gently Weeps 


 En sevdiğim The Beatles şarkısı bu şarkıdır, bununla ilgili çok özel bir anım da yok üstelik, bu şarkıyı lise yıllarımdan hatırlıyorum, allahım ne kadar ağır metalci olmaya çalıştığım yıl varsa hepsinde de Beatles dinlemişim zaten ne biçim iştir anlamadım ama bayağı Dream Theater, Opeth, Blind Guardian keşfettiğimiz yıllardan beri bu şarkıyı çok sevdiğimi hatırlıyorum. Ama bir şekilde George Harrison'a olan sevgim sayesinde mi, çok uzun süre yalnız kaldığım yer altındaki evde çok fazla dinlemem nedeniyle mi, akılda kalıcılığı sebebiyle mi bilmem, her daim mırıldandırır kendini. En net hatırladığım bir anı var bununla ilgili, o yüzden Top 5'e girer Beatles şarkısı anılarında, ama çok özel bir anı da değil, hatta güzel bir anı da değil, babamın hastalığının ciddileştiği dönemlerden birinde yine o çok uzun süre tek başıma kaldığım evde tek başıma şarap içerken defalarca bu şarkıyı Youtube'ta George Harrison'un gençliğini, yaşlılığını, her halini izleyerek defalarca dinlemiştim. Kendimi çok çaresiz ve yalnız hissediyordum, Yiğit yeniden bir anda yoktan var olana kadar gerçekten her zaman çok çaresiz ve yalnızdım da. İnsanlar sizi kurtarmaz, kimse kimseyi kurtarmaz ama hiçbir zaman o kadar yalnız olmamak gerek. Yalnızlıktan korkmuyordum ama pis, yapış yapış bir histi. O yerin altındaki stüdyo dairenin açık mavi duvarları yoğunlaşıyordu her gün. Tek başıma şarap içerek uyuyakaldığım gecelerden birinde George Harrison'u kendime çok yakın hissetmiştim (Dünyadaki milyonlarca insan gibi...) ve videodaki her yaştaki halinde sadece bir hisse odaklanmıştım. Ne yaparsa yapsın temiz bir şekilde ve içtenlikle yapmaya çalışıyordu, gitar çalarken de ciddi ve zevk alarak, gülümserken de samimiyetle, gençliğinde videolarda cıvıklık yaparken de tamamen kendisi gibi... "Tamam," demiştim, "üzüntü de, hüzün de yapmacık ve yapış yapış değil, yalnız olmak da, herkes her zaman mutlu hissetmiyor, iyi hissetmiyor, böyle şarkılar, böyle sözler, böyle anlardan doğuyor, her şey geçiyor, kimi anlarında gencecik, bir kare sonra ölmeden önce çekilen videolardan bir an var, her şey olabiliyor, hayat bu..." O ana kadar hep severek dinlediğim, akılda kalan şarkı, o andan sonra George Harrison'un ruhunun bana o yalnız, soğuk, tozlu evimde göz kırparak "Yalnız değilsin," deyişi gibi gelmişti. İşte o evde muhtemelen kimbilir hangi ruh hastalığına yakalandık kediyle. Sonra da tıpkı George Harrison gibi ne yaparsa yapsın içtenlikle yapan Yiğit kediyi de beni de dayak zoruyla düzeltti ahah, mutlu son, fin.

 

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)