26 Kasım 2010 Cuma

Kuragehime: Hepimiz Tsumuki'yiz, Hepimiz Amarlar'danız.

Bazen ritüel haline getirdiğiniz şeylerden sıkılıp yeni şeyler arıyor musunuz siz de? Gerçi yeni şey dediğim yine bilgisayar başında oturtacak, asosyal yapacak başka bir anime serisi ama olsun yeni mi, yeni.

One Piece çılgınlığım yatıştı. Haftada bir bölüm falan izliyorum artık. True Blood çılgınlığım da yatıştı. Deadman Wonderland'de okumadığım birsürü çevrilmiş bölüm birikti, Manga Suyu'na gelen one-shot'ları daha okumadım. Ama hiçbirini okuyasım, izleyesim de yoktu. Suspusningi "Manga Suyu'nda bizim çevirdiğimiz bir seri var bak Kuragehime, lütfen bir ara göz at çok güzel." dedi ve onu da izleyesim yoktu, yeni bir seriye başlayıp üç beş bölüm sonra "Ne zaman biter bu, bitmiyor arkadaş..." demek istemiyordum. Bir de baktım on bir bölümcükmüş.



İlk dört bölümün fansub'ı ve altyazısı Manga Suyu'nda mevcut.

Konusu da şöyle oluyor bu serinin. Tsumuki adında, tasarımcı olmak için ailesini ve kasabasını bırakıp Tokyo'ya gelip yerleşen bir kız var başrolde. Tsumuki genel anime kahramanı kızlar gibi uzun bacaklı, güzeller güzeli sırma saçlı değil bir kere. Kısa boylu, hafif tombul, kapkara çalı gibi kaşları olan, gözlüklü, çirkinmiş gibi gözüken ama doğal bir sevimliliği, tatlılığı olan bir kız. Zaten umrunda da değil. Tokyo'da yaşadığı apartmanda (ki bu apartman yurt gibi, tuvaletler, banyolar, salon ortak kullanma alanları ve yaşayanlar ayrı odalara sahipler.) güzel, süslü bir kız pek hoş karşılanmıyor. Kendilerine "Amarlar" diyen beş genç kız ve bir kadın bu apartmanda yaşıyorlar ve hepsinin tek ortak özelliği birer otaku olmaları.

Otaku'yu biz anime/manga otakusu ya da oyun otakusu olarak kullanıyoruz ama aslında herhangi bir şeye saplantı derecesinde bağlı olup o şeyle ilgili her şeyi biriktiren, her şeyi araştıran, odasını çöplüğe dönüştürecek kadar koleksiyon bağımlılığı olan, bir şeye aşırı bir hayranlığı olan kişi demek. Amarların içinde de geleneksel Tokyo kıyafetleri otakusu, Japonya demiryolları otakusu, Üç Krallık adında bir fantazi hikayesinin otakusu olan kızlar var. Tsumuki'nin bağımlılığı ise denizanaları. Çocukluğundan beri denizanalarına karşı özel bir ilgisi olan Tsumuki tasarımcı olmak için geldiği Tokyo'da devamlı denizanası resmi çiziyor, denizanalarıyla ilgili dergiler, kitaplar okuyor ve iş başvurularına bile gitmiyor. Çünkü Amarların diğer bir özelliği de "stylish" diye adlandırdıkları insanlarla konuşamamaları. Aklınıza The Big Bang Theory'de kadınlarla konuşamayan Raj'ı getirin. Raj'ın iyi giyimli insanlarla konuşamayan versiyonları da Amarlar işte. Amarların karşı olduğu "stylish" insanları, bu seriyi Türkçe'ye kazandıran sevgili çevirmenimiz Sladhaugd (oha yine ezbere yazabildim nick'ini heheyt) "stylish"i "tiki"ye çevirerek neşemize neşe katıyor.

Konuyu epey dağıttım, sadece Amarların hayatlarından kesitler izlemiyoruz seride, bir "hayattan kesitler" serisi değil bu, bir plot'u da var serinin. Hemen ilk bölümden ufak bir özet geliyor:

Tsumuki bir gece şehirde dolaşırken bir akvaryum dükkanının vitrininde denizanaları görüyor ve vitrin karşısında hayallere dalıyor. Fakat o da ne! Aynı akvaryumda yaşayamayacak iki farklı çeşit denizanasını bir akvaryuma koymuşlar! Felaket! Tsumuki dükkan sahibini bu konuda uyarmak istiyor ama içeri göz atmasıyla birlikte kendisiyle bir kavgaya girişiyor: içerdeki tek yetkili tiki bir erkek. Bir erkekle, üstelik bir tikiyle konuşamayacağını düşünürken denizanasının ölümünü göze alamıyor ve içeri dalıyor. Ancak dükkan çalışanı Tsumuki'nin anlatmaya çalıştıklarını çok saçma buluyor ve onu dışarı atıyor. Tam bu sırada kalın bir kadın sesi duyuluyor ve sesin sahibi olan başka bir tiki kadın buyurgan bir ifadeyle denizanasını satın alıp Tsumuki'ye veriyor, kadınlığını kullanarak dükkan sahibine istediğini yaptırıyor. Denizanasını evine götüren Tsumuki, yol boyunca kendine eşlik eden bu garip kadını çözmeye çalışıyor. Kadınsa gerçekten garip bir şekilde kendini zorla yatıya davet ettirip o gece Tsumuki'nin odasında kalıyor.

Tsumuki, apartmana bir tiki soktuğu için kendisini kötü hissediyor ama denizanası iyiliği karşılığında kadını misafir etmekten çekinmiyor. Neyse ki içeri soktuğu kişi sadece bir tiki. Çünkü bu apartmanda erkekler kesinlikle kabul edilmiyor ve apartmana bir erkek sokan apartman sakinini diğer otakular acımasız bir şekilde dışlıyorlar. Gizemli kadınla aynı odada uyuyan Tsumuki, sabah kalktığında kadının pembe ve uzun peruğunu bir köşede görüyor. "Neyse o kadar da garip değil, bugünlerde tikiler görünüşlerine o kadar saplantılılar ki peruk bile takıyorlar zaten..." diye içinden geçirirken yerde yatanın bir erkek olduğunu fark etmesiyle işler değişiyor...

Kuragehime çok değişik bir komedi serisi, MyAnimeList'te josei diye de etiketlenmiş, daha josei'lik bir durum görmedik (heyecanla beklemek, ahahah) ama on bir bölümde hikayenin suyunun çıkmayacağı, aksine tadını damakta bıraktıracağı kesin.

Son sözüm: opening'i bu kadar sevimli olan bir anime daha var mı yahu, konunun sinemayla alakasının olmamasına karşın opening'te çeşitli filmlere göndermeler var:

8 Kasım 2010 Pazartesi

Bu bir ilan değildir.



Magritte göndermesini anlamayanlar dışarı.
Yok yok şaka, anlamayanlar da kalsın, çok ihtiyacımız var düzenlemeciye. Şimdi bu Paint eserini şundan dolayı koydum, hem Magritte’in “Bu bir pipo değildir” resmine bir nazire olsun, latife yapayım ortam şenlensin diye. Hem de bakın eğer manga düzenlemeleri benim elime kalırsa ne biçim şeyler okuyacağınızı göstermek için. Bizim çok az düzenleyicimiz var. Onların da kırk beşer, ellişer projesi var (evet abarttım). Biz çevirmenler ne kadar hızlı çevirirsek çevirelim onlar ellerindeki işleri eritemiyorlar, yeni çevirileri düzenleyemiyorlar, projelerimiz oldukça geç düşüyor sitemize. Bu yüzden yeni düzenleyiciler arıyoruz. İlgilenen olursa iletişim: iletisim@mangasuyu.com adresinden. 

6 Kasım 2010 Cumartesi

Kitap Mim'i. - Guguk Kuşu

Çay Tost Ayran'ın yazarı İlnevya mim'lemiş. Hemen yapıyorum ki sonra unutmayayım.

Kitaplığınızın karşısına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin.
Şimdi gözlerinizi açın. Bir kitap seçmiş durumdasınız. O kitabı satın aldığınız ya da hediye gelmişte olabilir anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın.
Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu!
55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın. Daha sonra siz de arkadaşlarınızdan üç tanesine cevaplaması için gönderin.


~~~


Seçtiğim kitap Ken Kesey'den Guguk Kuşu (One Flew Over The Cuckoo's Nest). Kitabı 17 Haziran 2010'da Bornova'daki bir sahaftan aldım. Takıntılı gibi tarihi tam olarak hatırlamıyorum, tarih en son doğum günümün tarihi. :) Sıkıcı geçen bir doğum günüydü, azıcık renk gelsin diye bir sahafa dalmıştık sevgilimle, bana Tom Robbins'ten Pancarın Dansı'yla birlikte bu kitabı almıştık, ona da Küçük Prens'i. Hatta kitabın kapağında da Jack Nicholson var, öpücük atar gibi, çok fail bir kapak.


İlk kez okuduğumda neler düşündüğümü de yazayım ama kitabın sadece ilk birkaç sayfasını okudum, sonra yeniden başlamak üzere İzmir'e getirdim. İlk okuduğumda Altınoluk'ta, otelde çalışıyordum. Oteldeki garson bir kızla ve bir temizlik görevlisiyle aynı evde kalıyorduk, personel evinde. Onların dedikodu yaptıkları anlarda kendi kendime kalabilmek için ya müzik dinliyordum ya kitap okuyordum yatakta, sonra da yorgunluktan uyuyakalıyordum zaten, bu ruh halinde başladığımda kitaba, kitabın ilk sayfalarındaki akıl hastanesi ve hemşire tasvirleri benim çok üzerime gelmişti. Kötü bir psikolojideydim, çalışırken eğleniyordum ama alışkın olmadığım bir hayatın içindeydim, beden gücüyle çalışmaya alışkın değildim, günde on iki saat mesaiye alışkın değildim, üzerine bir de kendi evime dönemeyecek kadar yorgun olup hemen karşıdaki personel evinde kalıyor olmanın verdiği çöküntüyle bu roman bana pek iyi gelmemişti, bunu bırakıp yerine sanırım Mülksüzler'i okumaya başlamıştım. Filmini de izlemedim bu arada. Mim'de de zaten "ilk okuduğunuzda" neler düşündüğünüzü yazın diyor. İlk okuduğumda hiç sevmedim. :( İkinci okuyuşumda ve bitirişimde de zaten Rafların Arasından'a yazarım. 


55. Sayfa 3. Paragraf:


Öğleden önce yine o sis makinesini çalıştırmaya başladılar. Ama neyse bunu sonuna kadar açmamışlardı. Sis fazla yoğun değildi, kendimi iyice zorlarsam çevremi görebiliyordum. Günün birinde kendimi zorlamaktan vazgeçecektim. Kendimi bırakıp, diğer Kronik'lerden bazılarının yaptığı gibi o sisin içinde yitip gidecektim. Ama şimdiki halde yine hasta beni ilgilendiriyordu.


İlnevya'ya bu güzel mim konusu için teşekkür ederim. Benim bu görevi verdiğim üç arkadaş da:


Sycorox (Hoşuna gideceğini düşündüm.)


Çavlan (Kediler ve Kitaplar olduğu için bloğun adı, direkt Çavlan da aklıma geldi.)


Üçüncü olarak Suspus'a gönderecektim mim'i, bloğunu kapattığını şimdi fark ettim, noluyo lan?! :p


Ben de üçüncü olarak Tayfun'a göndereyim. Bakalım yapar mı ki...



Atışma

Önce şu var:



Delilah'a söylenen Samson der ki:

Lady Delilah - she enslaves me
I'm bound and chained by her lies
One look in her eyes and she breaks me
And I fall down like rain
As the wind sings her name

Oh, Delilah…
I was the strongest man alive
Till you came along - my Delilah

She deceived me but believe me it was alright
To touch her lips was to kiss the blades of her knives
Why do things we know are wrong feel so right?
Worth a lifetime of pain
For one night to sing her name

Oh, Delilah…
I was the strongest man alive
Till you came along - my Delilah

Well I'll never be the same
Cause that girl - yeah, she's to blame
How could I love again
Since she took my heart away.

And then someone said her name
And I tore at my flesh to dull the pain of the sound
And ripped from the chains and the walls came down
And I lay covered and bound

And I called out her name…

I was the strongest man alive
Till you came along - my Delilah


Bunu gören Delilah boş durur mu hiç?:



Mikrofonumuzu uzattığımız Delilah da Samson için şunları söyledi:

You are my sweetest downfall
I loved you first, I loved you first
Beneath the sheets of paper lies my truth
I have to go, I have to go
Your hair was long when we first met

Samson went back to bed
Not much hair left on his head
He ate a slice of wonder bread and went right back to bed
And history books forgot about us and the bible didn't mention us
And the bible didn't mention us, not even once

You are my sweetest downfall
I loved you first, I loved you first
Beneath the stars came fallin' on our heads
But they're just old light, they're just old light
Your hair was long when we first met

Samson came to my bed
Told me that my hair was red
Told me I was beautiful and came into my bed
Oh I cut his hair myself one night
A pair of dull scissors in the yellow light
And he told me that I'd done alright
And kissed me 'til the mornin' light, the mornin' light
And he kissed me 'til the mornin' light

Samson went back to bed
Not much hair left on his head
Ate a slice of wonderbread and went right back to bed
Oh, we couldn't bring the columns down
Yeah we couldn't destroy a single one
And history books forgot about us
And the bible didn't mention us, not even once

You are my sweetest downfall
I loved you first 


~~


Not: Samson, gücünü uzun saçlarından alan bir savaşçı. Delilah da onun sevdiği kızıl saçlı kadın. Bir gün Delilah, Samson'a ihanet edip o uyurken Samson'un saçlarını kesiverir. 

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (3) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (7) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)