24 Aralık 2010 Cuma

Çocuk Gözüyle Cinsellik

Bugün Gamze'yle çocukluklarımızdan konuşuyorduk, "çocukken onu öyle sanmazdım ben, şöyle sanardım..."a gelince muhabbet, ikimizin de çocukken ne kadar saf olduğumuz ortaya çıktı.

* Küçükken televizyonda izlediğim filmlerde genellikle öpüşme sahnesinden sonra sahne atlanırdı ve alakasız bir sahneye geçilirdi. Öpüşmeden sonra sevişmenin geleceğini fark edebilecek yaşlardaydım ama sevişmenin nasıl bir şey olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu. Kendi mantığımla, erkeğin kadından daha ağır olduğunu düşündüğüm için default bir sevişmede kesinlikle kadının erkeğin üzerinde durması gerektiğine karar vermiştim, aksi olursa kadın ezilebilirdi erkeğin ağırlığı altında. Bunun böyle olması gerektiğinden o kadar emindim ki bir gün bir filmde sevişme sahnesini atlamadıklarında ve erkeğin kadının üzerine çıktığını gördüğümde ağzım açık kalmıştı ve ablam dalga geçmişti benimle "Hahaha çok şaşırdı yazık, kıyamam, nasıl dikkatli izliyor." diye. Oysa benim şaşırma nedenim kafada bitirdiğim ve kesinleştirdiğimin mantığımın uygulanmamasıydı. Hahah.

* Gamze, bir gün annesiyle bir film izliyormuş, Ahu Tuğba'nın oynadığını da hatırlıyor ama filmin konusunu hatırlayamıyor, sadece bir sahne aklında kalmış ki, filmde "Kız değil bu, kızınızı geri alın, kız çıkmadı." repliği kullanılıyormuş. "İlk kez beynimin o kadar zorlandığını hissettim, hiçbir şekilde mana veremiyordum. E kız işte, evlenene kadar hiç mi yüzünü görmemiş ki kız olmadığını fark etmemiş, erkek miymiş? Ama erkek de değil ki, kız işte aynen. Bildiğin kız... ?" diye mavi ekran vermiş kızcağız.

* Okumayı küçük yaşlarda sökmüştüm ve ilkokuldayken büyüklerin okuduğu romanları okutmaya başlamışlardı bana. Okuduğum bir romanda kızoğlankız kelimesi geçiyordu. Düşündüğüm ilk şey, cinsiyet değiştirme operasyonuyla kişinin önce erkeğe dönüştüğü, sonra ondan da memnun kalmayıp tekrar kadına dönüştüğüydü. Aklımda da çok çirkin bir kız imajı belirmişti nedense, o kadar çirkin ki kadın olarak da bir boka benzemiyor, cinsiyetini değiştiriyor, o şekilde de mutsuz oluyor, tekrar kadına dönüşüyor ama erkeksi bir kadın, bıyıklı falan...

* Gamze, izlediği filmlerde duyduğu yatmak fiilini gerçekten dümdüz şekilde yatmak, uzanmak olarak algılıyormuş küçükken. Bir filmde "Onunla yattıktan sonra hamile kaldım." cümlesini duyunca dünyası şaşmış tabi. Birisiyle yanyana yatınca hamile kalınabileceğini düşünmüş epey bir süre.

Çocukken sandığımız diğer şeylerden de çok konuştuk ama bunları buraya yazmak istedim, ne kadar masum ve komikmişiz, şimdi hemen yanlış bir yerde bir "koymak, becermek, vermek" duyduk mu ahoahahaoahoerhohroahaohao diye gülen insanlarız ayı gibi. Yani öyle insanlar da değiliz de ne bileyim, güldüğümüz de oluyor, aklımız her şeye çalışıyor, bilmediğimiz şey yok amk.

23 Aralık 2010 Perşembe

Denizcilikle İlgili Yanlış Bilinen İki Husus

Sweet Leaf'le birlikte vizelere giriyoruz yazı dizisinin ikinci yazısı bu. Deniz ticareti hukuku çalışıyordum, sizlerle de paylaşmak istedim.

Kaptanın seyir defteri olgusunu hepiniz biliyor olmalısınız, bilim kurgu filmlerinden, Jules Verne kitaplarından falan aklınızda kalmıştır bir şeyler. Bir gemi ve bir kaptan varsa orda kaptanın tuttuğu bir günlük olur. Ama bu günlüğü roman gibi yazar. Üzerinden çok da geyik malzemesi çıkar, Umut Sarıkaya yazılarında da kaptanın seyir defteri yazıları görmüşlüğüm oldu.

Zannedilen: Kaptanın seyir defteri, yolculukta kaptanın tuttuğu kişisel günlüğüdür.
Doğrusu: Kaptan niteliğindeki deniz adamı, gemi jurnali, diğer bir deyişle seyir defteri tutmak yükümlülüğüyle bağlıdır. Kanuni bir yükümlülük olan bu seyir defterinin muhtevası şunlardır:
1. Hava ve rüzgarın hali;
2. Geminin takip ettiği rota ve katettiği mesafeler;
3. Geminin bulunduğu tul ve arz dairesi;
4. Sintinelerdeki su yüksekliği.
Bundan başka şunlar da jurnala yazılır:
1. İskandil edilen su derinliği;
2. Kılavuz alınması ve kılavuzun gemiye girdiği ve ayrıldığı saatler;
3. Gemi adamları arasındaki değişiklikler;
4. Gemi meclisince verilen kararlar;
5. Gemi veya yükünün uğradığı bütün kazalar ve bunların tafsilatı.
Gemide işlenen suçlar ve verilen disiplin cezalarıyla gemideki doğum ve ölüm vakaları da jurnala yazılır. Mani olmadıkça her gün kayıt yapılır. Gemi jurnalı kaptan ve ikinci kaptan tarafından imzalanır.

Bir diğer husus da kaptan nikahı.

Zannedilen: Gemi kaptanlarının uzun yolculukta zorunlu olan hallerde nikah kıyma yetkisi vardır.
Doğrusu: Kaptan gemiyi sevk ve idare eden en yetkili kişidir. Kaptanın temsil yetkisi vardır ve birinci derecede sınırsız sorumludur (bütün malvarlığı ile). Hem ulusal hem de uluslararası mevzuatı iyi bilen gemi adamları arasından seçilmiş olmalıdır. Bağlama limanı içinde kısıtlı yetkileri olsa da bağlama limanından uzaklaşıldıkça yetkileri artar. Disiplin amiri olarak en üst düzey yetkilidir. Evlendirme yetkisi yoktur.

Ahaha nasıl bir yanlış biliniyorsa evlendirme yetkisinin olmadığı özel olarak belirtilmek zorunda hissedilmiş.

19 Aralık 2010 Pazar

2010 Top 5 / 2011 Wishlist

İngilizce başlık atıp Türkçe yazı yazma konusunda uzmanım çünkü.

1. Bu yıl sınırları dahilinde, 6. yılımda son sınıf olma şerefine (peh) eriştim.
2. Çok ama çok güzel bir eve taşındım. Çok güzel. Çoook güzel. Duvarları mavi, 1+1, kampüse en fazla 50 adım falan işte. (Arada bir ev ve bir cami var.) Sonracıma klimalı, çok güzel açık mutfaklı, çift camlı, çelik kapılı, pencereleri demir korumalı. Daha da iyisi geliyor: bütün apartman öğrenci evi (zira 1+1 ve yarıyarıya eşyalı ehah) ve ev sahibi değil de bir mal sahibi var, hiç kimse girene çıkana, gürültüye mürültüye karışmıyor. Ev sahibi ve ev konusunda şanslıyım ama bu benim en güzel evim, çok mutluyum, evimi çok seviyorum.
3. Güzel bir yaz geçirdim, üstelik çok yoğun bir tempoyla, haftasonu tatilim bile olmadan çalışıyor olmama rağmen iki kere İzmir'e bile gelebildim.
4. Babamla sevgilimi, sevgilimin doğum gününde rakı içerlerken seyredebildim. Bu şahane bir şeydi, ilk kez yaratabildiğimiz bir andı dört yıl boyunca. =)
5. 2010 resmen detoks yılıydı, tüm yıl çok sessiz, olaysız, sakin, rahat, huzurlu geçti, buna ihtiyacım varmış, tek bir olay değil ama bu huzuru da 2010'un güzelliği olarak görüyorum. Hatta sıklıkla "Hiçbir şey değişsin istemiyorum." diyip durdum bu yıl. Evimin değişmesi güzel olmuş ama. O iyi.

İstek listemin de bokunu çıkarmayacağım, beş istek yeterli. Sonuçta hepimiz High Fidelity'den etkilenmiş bir nesliz, top 5 iyidir.

1. Mezun olayım 2011'de. Piliiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiz.
2. 2010'un huzuru devam etsin, "hiçbir şey değişmesin".
3. Yeni bir bilgisayar istiyorum. Oha maddiyat.
4. Ev kaydı, Kaptan'la benim iki yıldır falan becerebilmek için kasıldığımız bir şey. Evde kullanılabilecek kayıt programlarını o araştırıyordu, ben tek gitar ve vokalle dinlenebilecek şarkılar düşünüyordum, beraber çalabileceğimiz ve söyleyebileceğimiz şarkılar araştırıyorduk... Ne zaman bir şarkıya çalışmaya başlasak ya ev değiştirdim, ya sınav dönemi araya girdi, Kaptan bir program indirdi, bilgisayarına format atması gerekti... Lütfen 2011'de en azından bir Hallelujah kaydedelim. Ay indie'ci olup çıkarmışız.
5. Bu yaz İzmir'de kalayım istiyorum, lütfen bu da gerçekleşsin, doğru düzgün bir staj ayarlayabileyim, öğrenciyi/yeni mezunu hizmetçi gözüyle görmeyen bir hukuk bürosu bulsam keşke.

Lüğtfeeeğn.

(Bonus istek: Yeni yılda Nick Cave İzmir'e konser vermeye gelsin. İzmir'e kadar gelsin, hatta o ara benim sınavlarım olursa ya da param olmazsa da gidemezsem konserine evime kadar gelsin, Kaptan'la ne kadar güzel ağırlarız biz onu, gerçekten, rakı açarız, sigara da içebilir evde. Ben de o gecenin şerefine yeniden sigara içerim hatta. Evet ya, olsa ya bu?)

16 Aralık 2010 Perşembe

10 Aralık 2010 Cuma

Bir "farkındalık" aracı olarak peynir.

Anadolu yakasının kıyı ilçelerinden Üsküdar'ın, diğer kıyı ilçelere kıyasla, daha mütevazi bir görünümü vardı... Sakinlerinin çoğu, ya düşük gelir grubundan aileler, ya da üniversite öğrencileriydi... Burada oturan bir üniversite öğrencisi olan Ozan da, sıkıcı semtte evi olan çoğu üniversiteli gibi boyalı makyajlı bir hayat yaşıyordu... Kendine, İngiliz rock gruplarından, Amerikan dizilerinden renkli bir dünya kurmuştu... Ama bazen öyle anlar oluyordu ki, Ozan'ın, içine girdiği bu kabuktan sıyrılıp, kendini dış dünyaya atması gerekiyordu...

"Peynir bitmiş..."

Ender Yıldızhan, "İstanbul ve Kadınlar", UYKUSUZ, 25 Kasım Perşembe 2010
 

8 Aralık 2010 Çarşamba

Walrus



  • "Ben Walrus'um" ("I am the Walrus" şarkısından)
  • "Walrus Paul'du!" ("Glass Onion" şarkısından)
  • "Walrus bendim, ben artık John'um" ("God" şarkısından)

John Lennon (9 Ekim, 1940 – 8 Aralık, 1980), şarkıcı, söz yazarı, gitarist, politik eylemci, mizah yazarı, ressam ve yazar.

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (3) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (7) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)