22 Ekim 2015 Perşembe

Born.


18 Ekim 2015 Pazar

Notlar (Nişanlanmak Ve Diğer Şeyler)

* İşin açıkçası birtakım ciddi şeylere adım atarken herkesten duyduğum üzere "İşler ciddiye binerken, aileler işin içerisine girerken, maddiyat konuşulmaya başlandığında, aileler birtakım şeyleri önünüze dayayıp birtakım geleneklerin uygulanmasında direttiğinde en uyumlu çiftler bile kavga eder," safsataları nedeniyle biraz tedirgin olmuştum. Fakat her şey, kavramları kafanızda nasıl konumlandırdığınızla alakalıymış. Mesela, nişanlanma eylemi oldukça geleneksel ve tamamen aileleri mutlu etme amaçlı bir eylem gibi görünse de bir nevi "Ya biz bissürü şeyi ortak alıyoruz, bütçelerimizi birleştiriyoruz, sonra yarın bir gün bu eve geldiğinizde burada yeni eşyalar gördüğünüzde kafanızda soru işareti kalmasın çünkü biz birbirimizi hayat arkadaşı olarak görüyoruz ve bunu siz de bilin," kafasıyla gerçekleştirildiğinde ve ortadan NİŞANLANMAKH diye büyütülecek bir organizasyonu kaldırıp "Ya biz bir de buna ilaveten insanlar da hep bilsin istiyoruz, siz bilin, diğer insanlar da evleneceğimizi öğrenmiş olsunlar, hatta sembolik olarak yüzüklerimizi de hala sağlıklı ve sağ iken babam takmış olsun, ergen değiliz, saklayacak bir şeyimiz yok, bir hayatı birlikte geçireceğimizi biliyor ve sizinle de paylaşmak istiyoruz, ama tüm bunları isterken siz bize birsürü harcama yapın ve hazıra konalım istemiyoruz, yüzüklerden tutun da diğer her türlü minik ayrıntıya kadar sizi yormadan biz bir şeyler planlayalım ve siz de sadece mutlu olun," diyerek ailelere anlatınca insanın içine sinebilen ve beklendiğinden daha da güzel bir sürece dönüşen, şimdiye dek gereksiz, avam, varoş, aileleri mutlu etmek için yapılan, gösterişe dayalı, gereğinden fazla geleneksel bulduğum bir şeyden kilometrelerce uzak bir şey de olabiliyormuş, umut varmış. Haftalarca birtakım anahtar kelimeler ile arayıp arayıp kaydettiğimiz birsürü yüzük modelinden birini yapabilen bir yer bulundu, sipariş ve parmak ölçüleri alındı, bugün teslim almaya giderken Kızlarağası Hanı'nın önünde birer sigara içecektik ayaküstü birlikte, sigaranın yanında içmek için bir bakkaldan birer çikolatalı süt aldık. Sigaralarımızı içerken "Sütlerle girsek ya mekana, 'Bisim yüsüklerimis oldu mu amca, bis nişannancas hatırlıyo musunus bisi?' diye?" diyerek gözlerimizden yaşlar gelene dek güldük. Her şeyi tek tek, adım adım birlikte yapıyoruz, kendi kendimize yapıyoruz, ağır ağır ve kararlı bir şekilde, ailelerimiz izleyip "Çocuklar yapıyor, aferin çocuklara," diyorlar, ailelerimizin desteğini her daim hissediyoruz, zaten komple, büyük bir aile olmak için oluyor her şey, buna rağmen büyüklere sırtımızı dayamak yerine her şeyi kendi parmaklarımızla ilmek ilmek örmek istiyoruz ve istediğimiz her şeyi yapıyoruz, gururlu ve mutluyuz.

* 31 Ekim, "save the date" günü, yola "kendi kendimize yapacağız" diye çıktığımız için benim memleketimde babamın yüzüklerimizi takmasından ve çok yakın aile bireyleriyle orada evde ayaküstü bunu kutladıktan sonra İzmir'e geri dönüp sadece en yakın arkadaşlarımızla herhangi bir organizasyon olmadan normal dışarı çıkmışçasına birer ikişer kadeh bir şey içmeyi planladık, olup olabilecek en net ve güzel organizasyondur uzun zamandır görmediğimiz insanlarla güzel bir şey kutlama bahanesiyle bir araya gelip havadan sudan bahsederek bir şeyler içmek. Her şey bu şekilde ilerleyecek gibi görünüyor, nikah tarihini sormaya başlayanlar oldu, "Her şeyi tıpkı nişanlanırken olduğu gibi kendimiz halletmeyi planlıyoruz o yüzden ne zaman bir gelinlik ve damatlık almayı ve diğer ayrıntıları becerirsek bir ara tarih de ayarlayıp evlendirme dairesine gideriz," diyoruz, çok muhtemelen bir yerlerde bir ara da "Ya biz evlendik bu arada, gelsenize şuradayız bir şeyler içiyoruz," diye birilerini çağırır, görüşmediğimiz dönemde onların neler yaptığını sorarız.


* Bu aralar hayatımızdaki en önemli şey nişanlanma hadisesi olduğu için çok odaklanmış durumdayız fakat bir de fazladan değişik güzel şeyler de oluyor. Buraya her not düşüşümde enstrümanlardan, müzikten falan da bahsediyorum evet fakat yıllardır evde sapı gövdesinden ayrılmış bir şekilde tozlanan bir gitar dururdu. Her gözüme takıldığında "Bunu bir ara tamir etmek lazım,"derdim fakat, dururdu. Milyonlarca kez dediysem milyonlarca kez durmaya devam etmiştir, güzel istikrar korudu, hastası olduk gitarın. Ne zaman ki Yiğit bu evin bir parçası oldu, o gitar ilk "Bu gitarı tamir etmek lazım," dediğimde tamir edildi, Ediz diye bir arkadaşımız var, çok güzel ortak arkadaşımızdır, o denli ortak arkadaşımızdır ki kendisi biz Yiğit'le ayrı iken bana Yiğit'i hatırlatacak şeyler hediye etmiştir, Yiğit'e de beni. Bu Ediz isimli şahsın gitarist olmasından mütevellit bir gün dışarıya nevale almaya çıkıldığında dışarıdan "şarap, bakır tel, ahşap yapıştırıcı, toz bezi, sigara" kombosuyla eve dönülmüştü ve o gitar bir gecede tamir edilmişti. Kaldı ki Ediz'in eve çağrılışı "Bu evde tamir edilmesi gereken bir gitar var ve sen ne zaman müsaitsin?" olmuştu. İşte o gitar, garibim, doğru düzgün tamir edilip edilmediğini bile bilmeden uzun ama epey uzun bir süre de telsiz, boynu bükük, üzgün bir şekilde duvarlara duvarlara yaslanıp içine içine ağladı çünkü ben kendisini hep klavyeyle, mızıkayla ve olanca şarkıkuşuluğumla aldattım. 


Bugün yüzükçü amcamızdan elimiz boş çıkınca içimize bir öküz oturdu, benim sevgilim olanca uzunluğuna ters orantılı olarak aşırı fakat gerçekten aşırı zayıf olduğundan elbette ki tek yapımda yüzük parmağına uymamıştı. Tabii ki her içine öküz oturan insanın yapacağı gibi kendimizi bir şeyle ödüllendirip eve elimiz boş dönmemeye karar verdik ve Kızlarağası Hanı'nın içindeki minicik küçük bir müzik aletleri dükkanından gitarımıza tel aldık. 

Birkaç yıl sonra yeniden işler hale gelen bir gitar için fazlasıyla maceralı bir tel takma deneyiminden sağ çıkan canımın içi gitar bu gece güzel bir Wish You Were Here çalabildi, kendisinin ellerinden, ben yıllardan sonra eşiğin altından düzgün bir düğüm atmayı beceremeyince minik dağcılık deneyimiyle yardımına koşanın da aşırızayıfyüzüktutmayan parmaklarından öperim.


* Selin, Melda ve Rafların Arasından'dan blogdaşım Gamze ile güzel bir şey yapıyorduk iki yıl kadar önce, her hafta bir yönetmen ve o yönetmenin bir filmini seçip o filmi aynı hafta içerisinde paralel olarak izliyor, sonra da film hakkında konuşuyorduk. Hepimiz düzenli bir şekilde kitap okuyan insanlarız ve kendi aramızda ne zaman muhabbet etsek konu bir yerinden dönüp dolaşıp okuduklarımıza da geliyordu. Önceden yaptığımız film sohbetlerini de ne kadar özlediğimizi fark edince "Yav yine yapsak ya öyle bir şey? Hatta her ay okuduğumuz bir kitabı da ortak mı seçsek ne yapsak?" dedik. İnternette birsürü kitap kulübü olmuş, hatta önünü alamamışız anasını satayım, her türlü plana programa bağlanmayı ne sevmişiz meğer alttan alta, madem bir plana programa uygun bir konsept oluşturacaksak kendi zevkimize göre oluşturalım niye başkalarına uyacağız ayol diyerek dördümüz kendi aramızda bir şey başlattık fakat başkalarının da katılmak isteyebileceğini de öngördük. Bayağı birsürü insan aynı anda Rüyanın Öte Yakası'nı okuyor, sebebi biziz:


* Şiir sevmiyorum diyen kafamı kumlara gömmek istemiyor değilim, Rimbaud'la Erdoğan Alkan sayesinde tanıştım ve Rimbaud şu an benim için bir nevi şu insan:


 Cumhuriyet gazetesi eskiden kitap hediye ederdi her hafta ikişer tane... Bu kitapların arasında bayağı ciddi ciddi dünya edebiyatı klasikleri olurdu, Rimbaud'u da Erdoğan Alkan'ın kallavi bir önsöz/biyografisiyle basıp hediye etmişler eskiden. Son bayramda babamların evine gittiğimde "Ben bunu bir ara okurum ya," diye kitaplıktan almıştım, niye almışsam, "şiir de sevmiyordum oysa ki." 

 Erdoğan Alkan öyle güzel bir Rimbaud anlatmış ki, erken çağ hippisi, bohemler arasında bile bohem, öyle bir güzel girizgah yazmış ki şiir çevirilerinin önüne... İnsanın şiir okuyası olmasa bile öyle güzel "Yeni başlayanlar için Rimbaud" anlatısından sonra okurdu ki okudum.

* Çiçeği burnunda avukatlığımın ilk "tam olarak istediğim sonucunu" aldım geçenlerde, şimdiye dek hep bir şekilde orta yolda anlaşıldı, davalarımız kısmen kabul edildi, kabul edildi ama sonuç bilirkişi raporuna uygun oldu falan filan, taahhüdü ihlal davalarını davadan saymadığımdan onlarda çıkarttırdığımız hapis cezalarını da tam olarak istediğim sonuçtan saymazdım, şimdiye dek herhangi bir hukuk davasında tam olarak istediğim rakam üzerinden hiç sonuç alamamışken noktası virgülüne, kuruşu kuruşuna, tam olarak benim ıslah ettiğim rakam üzerinden bir karar aldığımda duruşma salonundan çıkarken dizlerimin üzerinde kaymak istemedim değil. 

* Bir hafta arayla Kemeraltı'na gidip de damlasakızlı dibek kahvesi almayı unutan aklımızı da taşlara sürtelim.

* Ben bu yazıyı yazarken saat gecenin ikisiydi ve kedi, divana yasladığım gitarın tellerine dokunarak bana küçük bir korku filmi atmosferi yarattı, teşekkürler kedi kardeş.

11 Ekim 2015 Pazar

31 Ekim


"İki kişi sallanırken birbirine tutunursa düşmez, düşmedik zaten." 

Ferhan Şensoy, Ferhantoloji.

3 Ekim 2015 Cumartesi

Steven 'N Seagulls - Run To The Hills çalıyordu.

 Sabah evden birlikte çıkarken apartman kapısının önünde bir IKEA kataloğu gördük. Malum, ev düzüyoruz ve ev eşyaları konusunda algılarımız açık, kataloğu görünce aynı anda "Aha!" dedik. Kataloğa elimiz uzanınca üzerinde bir isim yazdığını gördük, bize gelmemişti. "Neden bize gelmemiş? Neden sadece bir tane bırakmışlar, biz de salonu döşerken dünyanın parasını bıraktık niye bize bir kataloğu çok görmüşler? Bizimkini sonradan mı bırakacaklar? NEDEN BİZİM YOK?" diye söylene söylene işimize gücümüze doğru yola çıktık, ben dolmuşa bindim, o da markete girdi. 

 Eve döndüğümde IKEA kataloğu masanın üzerindeydi, o da evde değildi. "Aa, bize de mi gelmiş sonradan?" diye baktım, üzerinde o başkasının ismi yazan katalog ve yanında bir defterden kopardığı bir kağıda Adventure Time'daki Yumrular Prensesi'nin orta parmak gösteren bir hali çizilmiş, kağıdın altına da "Fuck the police!" yazılmış duruyordu. 28 yaşındaysanız, avukatsanız ve bir "eski punk"la sevgiliyseniz hayat çok zor. "Hayır sevgilim, onu çalmıyoruz, hayır bebeğim tekmelemiyoruz onu. Simitçi amcaya hırlamıyoruz, değil mi bebeğim?" Şaka lan, her gün hayatımın en sevimli günü. Her günü.


Bir de, en sevdiğimiz karakter Yumrular Prensesi.

1 Ekim 2015 Perşembe

 Ege Bölgemizin şirin, bitki örtüsü maki olan, dağları kıyılara dik uzanan tüm şirin ve küçük ilçelerinde duruşmalara girip çıktığım bir haftanın sonuna gelirken, bugün, yani perşembe akşamı ofisten çıkarken patron "Yarın duruşma yok sanırım değil mi?" diye sorduğunda "ALLAHAŞÜKÜRYOK!" diye bağırdım. İnsan bazen gerçekten imana geliyor.

 Yollarda uyumanın inceliklerinden bahsedecektim ama dışarıdan yemek söylemeye karar verdiğim için yollarda uyumanın inceliği, yollarda uyumamak diye özet geçip hemen siparişi vereyim, sipariş gelene kadar saat 22:00 olmasın. Yollarda uyumayın. Sırtımın, başımın, boynumun, kollarımın ve çenemin ahı gitti, vahı kaldı. Yolda uyurken dişlerimi sıkıyorum herhalde, her şehirdışı duruşma sonrası ofise döndüğümde sanki boks maçından çıkmışım gibi hissedip ofistekileri selamlıyorum. 

 Tavuk döner söyledim, sıkıntı yok.

Etiketler

2012 (2) absürd (2) Açlık Oyunları (3) Ahmet Hamdi Tanpınar (1) akustik (1) albüm (10) alıntı (39) Alice Harikalar Diyarında (1) Alsancak (1) anı (31) animasyon (5) anime (20) Another Earth (1) apocalypse (1) argo (1) arkadaşlık (4) aşk (1) atar (3) avukatlık (1) Battle Royale (1) benzerlik (2) Big Fish (1) bilimkurgu (7) Bill Fuckin' Murray (1) biyografi (1) blog (13) blues (1) Bob Dylan (1) Bozkırkurdu (1) Bulantı (1) bulaşık (1) Bumblefoot (1) Bunny Munro'nun Ölümü (2) Cate Blanchett (1) Cem Karaca (1) cinsellik (1) çizgi film (3) çizgi roman (4) çocuk (1) dağınık (1) David Bowie (3) David Coverdale (1) De Quincey (1) Deadman Wonderland (1) Death Note (1) Deep Purple (1) Delilah (1) deniz kızı (1) dergi (1) dizi (2) doğa (1) Doomsday Afternoon (1) Dune (1) edebiyat (33) efsane (2) eleman (1) Eurovision (1) ev (2) eylem (1) Eylül (1) Eylül Akşamı (1) fail (3) fare (1) fbkt (1) felsefe (1) festival (1) fikir (1) film (24) Fireball (1) Fish (1) gezi (1) gitar (1) Going to the Run (1) Golden Earring (1) Grave of the Fireflies (1) Grotesk (1) Guguk Kuşu (1) Guy Ritchie (1) günlük (2) haber (1) Hasan Ali Toptaş (1) hayal (1) hayat (2) hayvan (3) Hemingway (1) her şey (1) Hermann Hesse (2) hikaye (1) Hrant Dink (1) hukuk (10) Huzur (1) ilan (2) internet (3) ipucu (1) istemek (1) İzmir (2) Janis Joplin (1) Japon (7) Jean - Paul Sartre (3) Jeux D'enfants (1) Joe Satriani (1) John Cusack (2) John Lennon (1) John Steinbeck (1) Johnny Depp (2) Jon Lord (2) kadın (2) kadınlar günü (1) Kaptan (9) Kara Kitap (1) keçi (1) kedi (3) kısa (2) kızsal (1) Kimi Ni Todoke (1) kitap (33) klişe (1) koltuk (1) komik (6) korku (3) Kuragehime (1) kuş (1) kütüphane (1) Kylie Minogue (1) Last.fm (1) Led Zeppelin (1) Like A Rolling Stone (1) link (18) liste (2) Louis Wain (1) Madımak (1) manga (7) Manga Suyu (2) Marion Cotillard (1) Mars (1) Mary and Max (1) Me And My Bobby McGee (1) mektup (2) Melancholia (1) Memo Tembelçizer (1) mezuniyet (1) mızıka (1) Mike Portnoy (1) mim (1) mitoloji (1) mizah (4) müzik (22) NANA (1) Natsuo Kirino (1) Neil Gaiman (1) Nick Cave (10) notlar (5) Oğuz Atay (2) oha (3) okul (2) One Piece (1) Opeth (1) Orhan Pamuk (1) Oscar (1) oyun (9) Ozzy Osbourne (2) ölüm (4) öneri (4) öykü (6) Pan (1) pearl jam (1) Pet Shop of Horrors (1) Phideaux (1) Pilli Bebek (1) piyano (2) PJ Harvey (1) playlist (2) Pleasantville (1) popüler kültür (1) Procol Harum (1) progressive rock (1) Queen (1) Queens of the Stone Age (1) Radyo Eksen (1) Red Hot Chili Peppers (2) Regina Spektor (1) resim (9) Rilke (1) Robert Plant (1) rock'n roll (6) roman (3) rüya (1) Sabahattin Ali (2) saçma (8) sadakat (1) Samson (1) Samuel Beckett (3) sanat (2) Sandman (1) saygı (1) screenshot (1) senaryo (2) Sevgililer Günü (1) Sherlock Holmes (1) sıkıntı (1) Simone de Beauvoir (2) Sims (3) sinema (1) siren (1) South Park (3) soyad (1) sözlük (2) spoiler (2) Spongebob Squarepants (1) Starkers In Tokyo (1) stop-motion (1) sürpriz (2) şarkı (36) şiir (2) tavsiye (6) The Beatles (5) The Mist (1) The Vampyre of Time And Memory (1) Tim Burton (2) tiyatro (1) Top 5 (1) Toradora (1) Tori Amos (1) TTNet (1) Turhan Selçuk (1) Tutunamayanlar (2) Türkçe (1) Uğur Mumcu (1) Uykusuz (1) vampir (1) veda (2) video (26) Watchmen (2) Whitesnake (1) Winona Ryder (1) Wolf's Rain (1) Woody Allen (1) Y. (16) yalnızlık (1) yarışma (1) Yaşlı Adam ve Deniz (1) Yavuz Çetin (1) yeni yıl (1) Yıldız Tozu (1) yıldönümü (1)